Bir okula gittiğimde, sınıfa girdiğimde önce çocukların heyecanına bakarım… Çünkü çocuklar önce hisleriyle belli ediyorlar. Elimde bir kitap olur çoğu zaman ama aslında anlattığım sadece bir hikâye değildir. Bir yolculuktur bu. Ben anlatırım, onlar hayal eder. Ben sorarım, onlar içlerinden geçenleri döker. İşte okur-yazar buluşmaları tam da böyle başlar benim için.
Okullara yaptığım her ziyarette şunu bir kez daha görüyorum: Çocukların anlatacak çok şeyi var. Sadece birilerinin durup onları dinlemesine ihtiyaçları var. Bir kitap üzerinden başlıyoruz ama konu bazen dostluğa gidiyor, bazen hayallere, bazen de içlerinden söyleyemedikleri duygulara… O an anlıyorum ki mesele sadece kitap değil; mesele temas edebilmek.
Bir çocuğun “Ben de kitap yazabilir miyim?” diye sorduğu an var ya… İşte o an bütün yorgunluk geçiyor. Çünkü o soru aslında bir kapının aralandığını gösteriyor. O çocuk artık sadece okuyan değil, düşünen, hayal kuran ve üretmek isteyen bir birey olma yolunda ilk adımı atıyor. Belki de en kıymetli an tam olarak bu.
Söyleşilerde en çok önemsediğim şey samimiyet. Kürsüde duran biri olmak istemiyorum. Onlarla aynı sıraya oturmayı, aynı dili konuşmayı tercih ediyorum. Çünkü çocuklar yapmacıklığı hemen anlar. Ama samimiyeti de aynı hızla hisseder. Bir süre sonra bakarsınız ki soru-cevap bitmiş, sohbet başlamış… İşte o an gerçek bağ kuruluyor.
Bazen bir öğrencinin sessizce yanıma gelip “Ben de senin gibi olmak istiyorum” demesi… Bazen kitabını imzalatırken gözlerindeki heyecan… Bunlar tarif edilebilecek şeyler değil. Çünkü bu buluşmalar sadece bir etkinlik değil; iz bırakan anlar. Hem onların hayatında hem de benim içimde.
Şunu çok net söyleyebilirim: Okur-yazar buluşmaları sadece çocuklara değil, bize de iyi geliyor. Onların dünyasına dokundukça kendi içimizde unuttuğumuz yerleri hatırlıyoruz. Saflığı, merakı, heyecanı… Belki de en çok ihtiyacımız olan şeyleri.
Ve her buluşmadan sonra içimden şu cümle geçiyor: İyi ki gitmişim. İyi ki anlatmışım. Ama en çok da iyi ki dinlemişim… Çünkü bazen en büyük hikâyeyi çocuklar anlatır, biz fark etmeden.



