Hakikat yolunda savurunca rüzgar
Dar meydanında bir zerre oldum
Marifet yolunda ben turab iken
Kadim kitabın kelamı oldum
Sanırdım ki ben bir sabitim
Rıza şehrinde bir basitim
Günü gelecek bir nasibi
Sabrede sabrede kamil oldum
Kendi sözününün içine çarpar dalgası
Bilemem devirlerin tuttuğum yası
Kendin bil sözünün budur simyası
Ben kendim dinledikçe abdalan oldum
Marifet ateşine soktum elimi
Hak nazar eyledi tuttu elimi
Vahdet-i vücutta tüm bedenimi
Sırrı hak içre ben saklar oldum
O sırrın cevheri döndürdü beni
Hak kelamında buldum cevheri
Post badesiyle içtim zemzemi
Katıldım o güruha hem naci oldum
Kendimi astım da vicdan darında
Bedeni pür yaktım hakkın narında
Bir konum istedim hak nazarında
Kaç yıl piştim de az bir hâr oldum
Teslime varıp da hâl oldum ışığa
Yol meşakkatli gelir mi hiç o aşığa
Hakikat yüzleşmesinden döndüm karışığa
Dilimde hak sözleri ben bir derviş oldum
Kainat deryasında bir ufak katreyim
Sır kelamında bir garip mahremim
Yola revan olmuş menzilde bir gezginim
Levh-i mahfuz yüküne ben hamal oldum
Hû deyip vazgeçtim üç günlük dünya sefasını
Ondandır bol çektim zahirin cefasını
Görmedim hiç kim ademin bir zerre vefasını
Çok şükür düşmedim de ben bana yoldas oldum
İçimdeki alevle aşka soyundum
Zahir yol içinde kurbana sunuldum
Nadan ehline tehlikeli oyundum
Çok şükür buluşup kendimle ben de hak oldum
Galip’im bu sözlerim Hak kelamı değil
Hakkı kendine ara başka yerlerde değil
Bulursan batın ilhamı kendine eğil
Bu yolda sır-ı aşk ile hakka devroldum

