bir duygusal direniş saçıldı
usumun kaygısız mezarına
kırıldı kamburlu ismimin ayinsel ezgisi
alkışlandı -insanlık güldürüsü- ayakta
manastıra kapandı
ikircikli rahibenin şekilsiz kanseri
ve çıldırdı yandan çarklı yüzyıl hastalığı
doldurduk çoğulcu düşleri dünyanın karnına
bedenim boşluğa konuşuyordu
toz toprak içinde
göğe yükselen insan bayağılığı
kralcı eylemlerin kanat çırpan ülküsünde
imbikten geçirilmiş binlerce satırın özüsün
ey ben ve öteki benler
bizi doğuran ayrıksı bir tufan
sezdiğimiz
kusurun çiçeğini büyüttüm
efsunlu, bütüncül bir yalınlıkta
tanrısal bir cezayla süpürdüm evimi
ökeler ökesi, gökten kuruntuyu çağır
ruhum sızmakta bir şehrin başlangıcına
saçı kısadır özlemlerimin
bazen ucundan kısaltıyorum
yoktur bahanesi kaygılarımın
dinsel yalnızlığın güzelliğini bağışla soyuma
resmini izliyorum
vedaların, hüzünlerin, kırılışların, ıslak gri mevsimlerin
var olmak dudaklarımda ışıklı perde
bir kuş ötüyor ruhumun penceresinde
görünmüyor yıllar
görünmüyor yaşamın tefsiri
hayal meyal gövdemi yutan bir sihir sanki
lahzaların başında giyotin
öylece bekliyorum
çıplak, sağır toprağın dibinde
kim bilir
belki bir gün
“yağmur yerden yağar.”



