Bir aynanın karşısında öğrendim
Gerçeğin ne kadar eğilip bükülebildiğini.
Yüzüm bana bakıyordu
Ama ben orada değildim;
Gözlerim başkasının gözleriydi,
Sesim bana ait olmayan bir yankıydı.
Yanılsama,
Bir sabah uyanıp kendini tanıyamamak değil midir?
Adını bilip hikâyeni unutmak,
Kalbinin attığını duymak
Ama ne için attığını hatırlayamamak…
Çocukken inanırdık,
Güneşin bizi özellikle sevdiğine,
Gölgelerin peşimizden geldiğine,
Yalanın çabuk yakalandığına.
Büyüdükçe öğrendik:
Güneş herkese aynı uzaklıkta,
Gölgeler en çok ışıkta çoğalıyor,
Ve yalan,
Doğru kadar iyi giyinirse
Kimse fark etmiyor.
Bana “mutlusun” dediler,
Gülümsediğim için.
Oysa gülümsemek,
En eski savunma biçimidir insanın.
Bir yarayı saklamak için
En parlak bandajdır kahkaha.
İçimde yıkılan şehirleri
Kimse görmedi,
Çünkü tabelalar hâlâ yerindeydi.
Yanılsama bazen bir insan olur,
“Seni anlıyorum” der
Ama sadece kendi sesini dinler.
Seni sever gibi yapar
Çünkü yalnız kalmaktan korkar.
Gidersen eksilmez,
Sadece aynası kırılır.
Bir gün fark ettim:
İnandığım şeylerin çoğu
Bana ait değildi.
Ödünç alınmış cümlelerle sevdim,
Başkasının korkularıyla sustum,
Toplumun alkışladığı bir rolü
Ruhum sanmışım.
En büyük yanılsama şuydu belki:
Zamanın her şeyi iyileştirdiğine inanmak.
Oysa zaman,
Sadece üstünü örter bazı acıların.
Üzeri örtülen şey iyileşmez,
Sadece konuşmayı bırakır.
Ve bir gece,
Hiç beklemediğin bir anda
Yeniden ayağa kalkar.
Aynı hatıraları
Farklı cümlelerle anlattık kendimize.
“Böylesi daha iyiydi” dedik,
“Zaten olmayacaktı” dedik.
Gerçeği yumuşattık,
Canımız acımasın diye.
Ama gerçek,
Yumuşadığını sanan her yalanın
Bir gün sertleşen kemiğidir.
Yanılsamalarla kurduk şehirlerimizi,
Camdan kuleler,
Görkemli ama dayanıksız.
Bir sarsıntı yetti,
Ne kadar boş olduğumuzu anlamamıza.
En çok da
Kendimize yalan söylediğimiz yerden yıkıldık.
Ve yine de…
Yanılsama olmasaydı
Nasıl dayanırdık bu hayata?
Bazen inanmak gerekir,
Gerçek olmadığı hâlde.
Bir umuda tutunmak için,
Bir sabaha uyanmak için,
Biraz kandırmak gerekir insan kendini.
Ama bilerek.
Ve uyanabileceğini unutmadan.
Şimdi aynaya bakıyorum,
Daha az parlatılmış bir yüzle.
Eksiklerim görünür,
Çatlaklarım dürüst.
Yanılsamalarımı tanıyorum artık;
Hangisi beni ayakta tutuyor,
Hangisi beni yavaşça öldürüyor.
Gerçek,
Tam olarak cesaret değildir belki,
Ama kaçmayı bırakmaktır.
Ve ben,
Yanılsamalarımı omzuma alıp
Yoluma devam ediyorum.
Çünkü insan,
Gerçeğe çıplak girmez hayata;
Ama eninde sonunda
Üzerindekileri çıkarmayı öğrenir.



