Hey yıllar,
Yaşarken yok ettiniz, öldürdünüz beni!
Şimdi gençliğimi arıyorum o siyah beyaz fotoğrafların
sararmış, solmuş görüntülerinde. Yanımdaki arkadaşım toprak
oldu, bir diğeri ağır hasta; bense yalnız bir çaresizliğin
içerisinde…
Daha dün bilye oynarken sokakta, geçivermiş yıllar hay hoy
ile. Şu fotoğrafın sağındaki kişi ben miyim? Ben miyim
dünyayı umursamaz şekilde gülen o genç?
Hey gidi hey!
Hayır, hayır! Ben yaşlanmak, ölmek istemiyorum; daha
yapacaklarım var. Yok, pişman değilim yaptıklarımdan, enkazı
tamir etmek değil derdim. Ben hâlâ bu karanlık zamanın
yakasına yapışmaktan, akıp giden hayatın tam ortasına basıp
yürümekten bahsediyorum! Geriye kalan sevdiklerimle dolu
dolu yaşamak istiyorum, yaşayamadıklarımı…
Giderken hiçbir şey ukde kalmasın, Keşke! demeden
gülümseyerek…
Ah ulan hayat! Değirmeninde beni de öğüttün ya! Hiç olmazsa
dileklerimi yerine getirebileyim, ona müsaade et.



