Veda Etmeden/Nilgün Uğurlu

Akşam  serinliği çökerken sokağımıza, çeşmenin başına gelir, çiçeklerini sulardı Melek Teyze. Güller, sardunyalar, akşamsefaları, ortancalar…

 Sonrasında  çayını demler, bahçedeki lambaları açardı. Naci Amca ağır ağır çıkardı bahçeye. İkisi de yaşlıydılar. Annemler konuşurken duydum geçenlerde. Yugoslavya’dan geldiklerinde yeni evliymişler. Melek Teyze küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş. Çocukluğu ninesiyle geçmiş. Ninesi de rahmetli olunca  amcasının yanına yerleşmiş. Burada evin bütün işlerini ona yüklemiş yengesi. Sabahtan akşama dur durak yok. Ev işlerinin ardından bahçe işleri başlarmış. Bahçeyi ekmek, sulamak, olgunlaşan sebzeleri toplamak, akşamları hayvanları beslemek gibi işler Melek Teyze’nin  görevleriymiş.

      Yaşı on beşe gelince evden gitmesini isteyen yengesi acelece bir koca bulmuş Melek  Teyze’ye.   Her ne kadar işine yarasa da evden bir kişinin gitmesi masrafların azalmasıymış yengesine göre. Onların köyüne  başka bir köyden  çoban olarak gelmiş  bir adamın karısı oluvermiş  Melek Teyze.  Ne nikah ne düğün  hiç bir şey yapılmamış. Hoca’nın kıydığı imam nikahı yeterliymiş! Bu evlilik gönül rızasıyla olmamış. Adam, Melek Teyze’yi her gün dövmüş. İnsan dövülmez hiç bir sebeple ama adamın Melek  Teyze’yi  dövmek için binlerce sebebi varmış. İki yıllık evliliğin sonunda hamile de kalamayınca şiddetin her türlüsü başlamış evlerinde. Melek Teyze bir sabah çok erken saatlerde almış başını çıkmış. Köyün uzaklarında bir yerlerde  yüksek tepelerin olduğu bir noktaya gelmiş. Yavaş yavaş yaklaşmış en uç kayaların kenarına. Bakmış aşağısı uçurum. Vazgeçmiş hayattan başlamış dua okumaya. İşte o an Naci Amca görmüş onu. Koşup, yakalamış. Melek Teyze çok korkmuş. Sonra anlatmış, ağlamış, kızmış, bağırmış, isyan etmiş kaderine. Naci Amca çok üzülmüş bu duruma. Bir yaşlı annesiyle yaşayan Naci Amca, Melek Teyze’ye İsterse onu evinde misafir edebileceğini söylemiş. Bir yıl boyunca Naci Amca’nın annesiyle yaşamış Melek teyze. Ne arayanı varmış, ne soranı.

     Nihayetinde aralarında bir yıldır demlenen aşk, alevlenmiş. Öyle büyük bir aşk ki tam elli beş yıl soğumadan devam etmiş. Çocukları olmamış. Birbirleriyle büyümüşler, birbirleriyle  oynamışlar. Bazen küsmüşler ama en çok sevmişler.

        Onların evi ile aramızdaki sınır bir metre yükseklikteki bahçe duvarıydı. Arnavut pidesinin kokusunu aldığımda duvardan hoplardım. Keyif benim olurdu. Melek Teyze beni evladı gibi severdi. Hiç doğurmadığı kızıydım onun. 

     Naci Amca bize gençliğini anlatırdı. Tam yedi kez kasap olarak hacca gittiğini, orada kurban kesiminde çalıştığını tekrarlardı her defasında. Orada çalışırken tek duasının karısı Melek Teyze ile birlikte ölmek olduğunu söylerdi. ”Duam kabul olduysa birlikte geçeceğiz öbür tarafa” diye gülümserdi bize.

     Bir akşamüzeri  çiçeklerini sulayan Melek Teyze aniden fenalaştı. Bahçe kapısının yanına yığılı verdi. Koştum yanına, sanki yüzü morarmıştı, nefes alamıyordu. Avazım çıktığı kadar bağırdım. Komşular gelmişti, Naci Amca’yı göremedim etrafta. Evin içine girdim, salon boştu, mutfağa koştum. Naci Amca , Melek Teyze gibi yere yığılıp kalmıştı.

   Ertesi sabah onların cenazelerini kaldırdık. İkisi yan yana gömüldüler. Senin duan kabul olmuş Naci Amca. Ne sen gördün Melek Teyze’yi yerde yatarken, ne de o seni gördü. Ayrılık  yükü çökmeden omuzlarınıza, birlikte gittiniz  buralardan. Sonrası derin bir sessizlikti, hüzündü… 

Loading

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Ben Nilgün Uğurlu.1974 yılında Almanya'da doğdum.ailem Uskup'ten gelen göçmen ailelerden.Lise eğitiminin ardından devam etmediğim eğitimime yöneldim.Yazmak her zaman ilgi alanımdi.Hocam Alper Akdeniz'den aldığım dersler sayesinde bu yolculuğu daha da ilerlettim.Kibele dergisi aracılığıyla yazdiklarim ilk kez okurlarla buluşacak.Aynı zamanda çocuk hikayelerim tamamlanma aşamasında.Yakinda onlarda çocuklarla buluşacak. Hayata bakışı dürüstlük, şefkat, hoşgörü ve erdem olan herkes kıymetlimdir.
Yazı oluşturuldu 4

Bir cevap yazın

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön