Ev, pek de kalabalık olmayan;
İki üç devin yaşadığı, anlaşılamayan.
Bir yel ki sarsan kapını, pencereni.
Davetsiz misafir, daima tıklatan, açılamayan.
Devler kanat çırpar, dans edip ağladığından.
Tüyler düşer, göz pınarından öpüp dizlerini,
Duaların cemre olur, bağrında yanan.
Tam da Tanrı’ya secde ederken: “Kurtar beni.”
Nefesin artık olup dökülür kulaklarından,
Taşıyamazdın ağırlığından, dizlerin titrerdi.
Seçemezsin gündüzü, bilemezsin geceyi,
Renklerin bir avuç su olup dağıldığından.
Kanatlarını koparıp birer birer, acıtmadan,
Kapatabilecek misin ritimlerini acımadan?
Düzelecek mi kaburganın sinyalleri?
Yazdıklarından yaldızlara iskele kuramadan.
Bu mektubun kaçıncı geçişi aynı duraktan?
Tanrı bir sayfa göndermişti dualardan,
Ekseninde aynalarken tümceleri,
Dizlerimde toz birikti, beslenir yokluğundan.
Ev denilen artık kimsesiz, saklanılan,
Duaların pas tuttuğu, kilitlediği ilikleri,
Devlerin gittiği, yelin hiç esmediği,
Ev artık seninle kurulan, senden sakınılan.




Bayıldımmmmm
Ayyyy tüylerim diken diken oldu çok güzell