• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Anlatı

Öykü: Mustafa Ünver / Afrika Zambakları

Keten by Keten
2 Haziran 2026
in Anlatı, Öykü
0
Öykü: Mustafa Ünver / Afrika Zambakları
0
SHARES
7
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Afrika Zambakları / Mustafa Ünver



Gezilere turlar aracılığıyla katılmak birçok yönden riskler barındırsa da yaşanabilecek hoş ve unutulmaz sürprizleri de yeri gelince karşınıza çıkarabilmekte pek mahir olabiliyorlar. Ne de olsa ülkeler ve manzaralardan çok daha fazla sayıda insan ve renkleri hayat sürüyor şu yaşlı dünyada. Her biri ayrı âlem olan türlü insan manzaralarıyla kamuflajsız karşılaşmanın üstüne, bir de uzman rehber eşliğinde gezip göreceğiniz antik, otantik, egzotik mekân ve eserlerin bilincinizde oluşturacağı huzur, dinginlik ve zenginlik, tam da rutinden bunalanlar için iyi bir terapi olabiliyor.

Biz de bir keresinde ailecek yaşadığımız bol bulutlu ve şimşekli bir dönemde eşimle birlikte hiçbirini tanımadığımız bir otobüs dolusu insanın katıldığı, dört gece üç gündüz sürecek olan bir kültür gezisine çıkmıştık. Ön koltuğumuzda iki sevimli Afrikalı genç kadının oturuyor olması hem bizim için hem tüm otobüs için tam da bahsettiğim türden sevimli bir sürpriz oldu. Bilirsiniz Anadolu topraklarında siyahi insanlar pek sempatik bulunurlar, çok sevilirler. Onlarla gülümseşmek, selamlaşmak, konuşmak bozkır insanına iyi gelir, neşelendirir. Bazen Arap diye sempatik bulundukları da olur ama bildiğiniz gibi etnoloji bilimi onlarla Araplar arasında bir bağlantı olmadığını söylüyor.

Ankara’da laborantlık okumuş olanı, eczacılık okumuş olanına göre daha konuşkan, enerjik, sosyalleşmeye açık ve sempatikti. Birisinin yirmi, diğerinin on yedi çocuklu iki ailenin çocukları olduklarını kendilerinden duymak bizi öyle böyle değil, epeyce şaşırtmış hem de acı acı gülümsetmişti. Biraz da Afrika’nın neden Afrika olduğu böylesi bir demografik dengesizlik sonucuydu belki de değil mi? Üstelik onlar bu durumu gururlanarak bizim iki-üç çocuklu ailelerimizle kıyaslıyorlar, “sizinki de aile mi yani!” dercesine kıkır kıkır gülerek ve biraz da şişinerek kendi ailelerindeki çocuk sayısını söylüyorlardı. Bunu anlatırken galiba onlar normal ve doğal olanın kendilerininki olduğuna inanıyorlar, hatta bu durumu övünmeyi bile hak eden bir üstünlük olarak görüyorlardı. Biz de onların bu durumuna “öyle olsun bakalım, ne diyelim!” anlamına gelen şaşkınlıkla dolu kekremsi gülümsemelerle karşılık veriyorduk.

Gezi programımız içinde yer alan otantik ve antik bir köyde, grup olarak ziyaret edilen türlü türlü alkollü ve alkolsüz içecekler sergileyerek yapım süreçleriyle ilgili doyurucu ve ilginç teknik bilgiler de sunan turistik bir mağazaya herkesle birlikte girmek yerine kapı önündeki kaldırım taşına oturarak dışarı çıkan, daha önce birkaç kez merhabalaştığı bazı kadınlara gülerek “Söyle bakalım sen de içeride şarap tattın mı?” diye ayrı ayrı hınzırca sorması bir miktar sevimliliğine verilerek tolere edilebiliyordu. Ama muhatapların yüz ifadelerine bakılırsa bu topraklarda herkesin tercihinin kendisine bırakıldığı, sorgulayarak müdahale etmenin ayıp karşılandığı, Anadolu medeniyetinin zaten tam da böyle bir saygı ve hoşgörü iklimi demek olduğu gerçeğini memleket sınırları içinde yaşadığı onca yıllar içinde algılayamamış olmaları acı bir üzüntüyle karşılanıyordu. “Tam da bu yüzden zaten Anadolu, bir Afrika veya bir Orta Doğu ülkesi değildi çok şükür, iyi ki de değil,” diye gülerek cevap vermişti onların laf sokuşturduğu kadınlardan biri. Bir başkası da Milanolu St. Ambrose’nin “Roma’daysan Romalılar gibi davranacaksın,” sözüne atıf yaparak gülümsemişti. Kulak kabartarak duyduğum bu bilgece cevap, farklı kültür coğrafyalarının bu tür durumları karşılamak üzere tedavüle soktuğu benzer özdeyişleri anımsattı bana. Mesela eski bir Arap atasözü “Topraklarında olduğun müddetçe maliklerini hoş tut; evlerinde bulunduğun müddetçe sahiplerini güzelle,” derken bizde ise “Ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin” deniyordu.

Gerek buluşma alanlarında otobüsümüzü beklerken gerek inerken binerken ve gerekse toplu gezi esnasında yan yana denk düşmüşken hâl hatır sormaların eşlik ettiği gülümsemeler, kıkırdamalar, yer yer Afrika’nın doğasına, egzotik meyve ve sebzelerine, aile hayatına ve sosyal yaşamına dair verdikleri kısa doğaçlama bilgiler, onlara gösterilen sempatikliği çoğaltıyordu. Türkçelerini süsleyen minik sevimli aksanlar onlara karşı duyumsanan sıcaklığın bir başka sebebiydi muhtemelen. Her şeye rağmen Türkçeleri hiç de fena sayılmazdı ve iletişimde en ufak bir sorun yaşanmıyordu.

Olanlar zaten gezinin son gününde, son ören yerinde oldu. Antik yapının içinde bulunduğu bölgeye giriş öncesinde ziyaret ücretlerinin araçta toplanması üzerine otobüsümüz vakit kaybetmeden tam da bize gösterilen park alanına doğru hareket etmeye hazırlanıyorken kenardaki jandarma kulübesinden çıkan iki üniformalı asker otobüsümüzü durdurdu. Ön kapıdan binerek bir ismi anons ettiler. Hangi ismin telaffuz edildiği bile tam anlaşılamamışken önümüzdeki Afrikalı kadınlar birden ayağa kalkarak ön tarafta dikilen komutana doğru yürümeye başladılar. “Lütfen bizimle gelin” sözüyle birlikte hep birlikte jandarma kulübesine doğru yöneldiler.

Ben de dahil herkes bu müdahaleye şaşırmıştık. Neredeyse tüm geziciler tamamen bir kültür seyahati konseptinde bu türden güvenlikçi uygulamaları hem beklememiş hem bir anlam verememişti. Böyle düşünmekle sevimli çikolata arkadaşlarımızın herhangi bir suça karışmış olmaları ihtimalini de uzak görmüş olmalıydık.

Neler olup bittiğini hem anlamak hem yapabilecekleri bir şey varsa sorunun çözümüne yardımcı olmak amacıyla rehber ve şoförlerin yaşlı olanı da arkalarından jandarma kulübesine gitmişti. On, on beş dakika sonra otobüse dönen rehber, arkadaşlarımızdan birinin oturum süresinin üç ay önce dolmuş olması sebebiyle ülkemizde kaçak statüsünde bulunduğunu, bu yüzden de deport edileceğini ve turu bizimle tamamlayamayacak oldukları için son derece üzgün olduğunu bildirdi. “On küsur yıllık profesyonel rehberlik hayatımda ilk defa böyle bir durumla karşılaştım” derken onun ne kadar üzgün ve şaşkın olduğu hem sesinden hem yüz ifadelerinden açıkça anlaşılıyordu. Ne de olsa rehberliğine emanet edilmiş bir otobüs insan Ankara’ya ancak iki eksiğiyle dönebilecekti. Olanlar için biz de şaşkın ve üzgündük ama rehber için bu durum kuşkusuz çok daha farklı ve karmaşık bir anlam ifade ediyor olmalıydı. Ama her zaman kural kuraldı işte. Hatır kalsın, yol kalmasındı. Herkes konuk olduğu evin kurallarına uyması gerektiğini bilmeliydi. Galiba en çok da başka bir ülkede misafir statüsünde olanların kendi durumları konusunda daha dikkatli olmaları gerekiyordu.

Yaklaşık on saatlik yolculuğun ardından yuvalarımızın bulunduğu şehre dönüp bagajlarımızı teslim alırken boşalan koltukları otobüsün arka tarafındaki yolcular tarafından hemen arkalarından doldurulmuş olan tatliş-ciciş arkadaşlarımızı hatırlayan tek bir kimse bile kalmamış gibiydi. Hayat böyle bir şeydi zaten. Başkalarının dertlerine katlanmak her zaman bu kadar kolaydı ve onların başlarına gelenler çabucak unutulabiliyor ya da bir çay sohbetinde paylaşılacak çerezlik bir öykü konusu olabiliyordu işte.

Mustafa Ünver

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Tags: #edebiyatafrikagezigöçöyküsiyahi
Previous Post

Ahmet Arif… Sevgi ile, saygı ile, hasret ile…

Next Post

Öykü: Mustafa Ünver / Salıncaklı Yumurta

Keten

Keten

Mustafa Ünver İlâhiyat Fakültesi okudu. “Kur’an’ı Anlamada Siyâkın Rolü” başlıklı çalışmasıyla yüksek lisans; “Tefsir Usûlünde Mekkî-Medenî İlmi” adlı teziyle doktorasını tamamladı. Alanıyla ilgili araştırmalar yapmak üzere MEB. bursuyla bir yıl Mısır’ın başkenti Kahire’de bulundu. Tefsir alanında profesör oldu. 8 tanesi basılı kitap olmak üzere 100 civarında akademik makalesi bulunan Ünver, Kırgızistan’ın Oş şehrindeki Devlet Üniversitesi Teologiya Fakültesinde misafir öğretim üyesi ve Türk tarafı dekanı olarak görev yaptı. Hollanda’da Lahey Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri ve Hollanda Diyanet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. Arama-Kurtarma, İnsani Yardım ve Ekoloji oluşumu olan GEA ve aynı zamanda AFAD gönüllüsü de olan Ünver son yıllarda tefsir çalışmalarını öykü ve roman tarzına yöneltti. Fadime Uslu’nun öykü yazarlığı atölyesine katıldı. Öyküleri ve şiir denemeleri Kibele Kültür Sanat, Litera Edebiyat, Edebiyat Haber, karnavaldergi.com, İshak Edebiyat, hikayelerimizden.com, Novelius Edebiyat, antoloji.com ve secmehikayeler.com gibi edebiyat mecralarında yayımlanmaktadır. Evli ve üç çocuk babası olan Ünver, Arapça, İngilizce, Rusça ve Kırgız Türkçesi bilmekte ve çalışmalarını Ankara’da sürdürmektedir. Yayımlanmış Kitapları: Tefsirde Öteki -Celaleyn’de İsrailiyat- (2.Baskı, 2017), Hurufîlik ve Kur’an -Nesimî Örneği- (2003), Tefsir Usûlünde Mekkî-Medenî İlmi (2001), Kur’an’ı Anlamada Siyâkın Rolü (1996), Kur’an’dan Mesajlar (2000), Tefsir Tarihi ve Usulü, (editör Bahattin Dartma, 2010), Sorular ve Cevaplarla Avrupa’da İslâmi Hayat (M. Malkoç, V. Yalçın, M. Yılmaz’la birlikte, 2014), İslâm ve Aydınlık Mesajı (2017), Lügavî Kur’an Okumaları (Muhammed Şehrûr’dan çeviri, 2001).

Next Post
Öykü: Mustafa Ünver / Salıncaklı Yumurta

Öykü: Mustafa Ünver / Salıncaklı Yumurta

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Pusula
  • Sevginin Evrimi / Tekin Okay
  • Hatıra Defteri / Aşk Yazarı Mustafa Çifci
  • Kolici / Tolga Kahveci
  • Kaygı / Ahmet Faruk Herekeli

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.