Ufuklarda bîçare bir sürgünsün; zamansız ve yalnız bir akıl.
Bırak artık esbabı da kalpteki nefsî zincirlere kapılıp yıkıl;
Derdi maişeti dünyanın, o beyhude tahayyüllerinden de kaçın;
Zira masnuat dünyası tecrit eder seni; özünden uyan; sakın!
Boyunduruk altında bir akıl; zaman denen kör girdap;
Gaflet denizinde gençlik misali, bir seraptır ancak.
Hakikatten damlayan ziya; yükselmiş semavî bir şua;
Çağırır seni taakkul cihetiyle halis bir münâcata.
Hicran yarasıdır kaybolmuş vicdanından çağıldayan ses;
Kalbindeki handandır seni hayatta tutup avutan nefes.
Dökülen gözyaşı ruhun ahı; beden dediğin dar bir kafes;
Hak mıdır, söyle bize; bizden aldığın bunca nefes?
Kalma o dipsiz bataklıkta; sonu mutlak bir hüsrandır.
Bak, sarsılmayan ulu denizler dahi sana şaşırıp hayrandır!
Bir fırtınadır gelip geçen; ruhunu boğan zulümattır;
Sakın şekva etme; O ki seni bir nefeste yoktan yaratmıştır!


