• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

KOMŞU ÇİÇEKLER/MİSAFİR

Canan Tümen

Canan Tümen by Canan Tümen
20 Eylül 2026
in Öykü
0
KOMŞU ÇİÇEKLER/MİSAFİR
0
SHARES
17
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Komşu Çiçekler

Saatlerdir onu izliyorum gizlendiğim yerden. Balkondayım, saksı çiçeklerimin arasından bakıyorum ona. Haberi bile yok. Dün de izlemiştim onu, önceki gün de. Yirmi küsur yıldır bu apartmandayım. Yaşım yirmilerde olsa da hissettiğim yaş en az üç katı. Dizlerimdeki rahatsızlıktan koltuk değnekleri ile güç bela yürüyorum. Genetik bir hastalığım var, adını yazıp tadımı daha fazla kaçırmamayım. Ha, bu arada bu hastalığı babamdan miras almışım. Bizi yirmi beş yıl önce terk edip giden babamdan. Annemin birkaç yıl aradığı, bulamadığında da bir daha asla adından söz etmediği biyolojik babamdan. Şimdi hayatta bile değil belki de.

Gelelim ona. Karşı apartmanın birinci katına taşındılar. Henüz kırk beş gün oldu. İlk geldiklerinde epey bir telaşlılardı. Bir an önce yerleşip düzen kurmak istediler elbette. O annesi ve babasıyla yaşıyor, benim gibi değil. Her sabah sekizde evden çıkıyor. Onu görebilmek için yedi buçukta balkonda yerimi alıyorum. Apartmanın kapısını kibarca kapatmasını izliyorum, kumral saçlarını sağ eliyle geriye atışını, minik adımlarla bahçeye gelişini, çiçeklere dokunuşunu… Hatta bazen eğilip kokluyor gülleri, ne hoş…

Öğleden sonra geliyor çoğu zaman. Nerede çalıştığını bilmiyorum. Keşke takip edip öğrenecek ya da yoluna çıkıp tanışacak gücüm olsaydı. Bu bacaklarla yetişemem ki…

Onlar taşındıklarından beri yeşeren bahçeye bakıyorum. Her akşamüzeri sulanan, yabani otlardan temizlenmiş, çiçeklerin tomurcuk tomurcuk çoğaldığı, yemyeşil bahçeye…

Kimse ilgilenmemişti bunca zaman. Onlar geldiklerinden bir hafta sonra balkonlarına kapı yaptırmışlardı ve beş basamak koydurmuşlardı bahçeye inmek için. Bir şeyle uğraşmak, ona emek vermek ne güzeldi. Ne kadar zaman ayırırsan o derece güzelleşiyordu her şey. Tabii bazı durumlar istisna. İnsanlar için geçerli olmayabilir bu bazen. Kıymet bilmezler için…

Balkonumuzda -ya da balkonumda mı demeliyim, annem hiç çıkmaz ki buraya; saksılarda özenle dikip büyüttüğüm sardunyalarım var, menekşelerim, petunyalarım, kadife çiçeklerim, ortancalarım, hatta papatyalarım. Lavantalarım da vardı ama nedense büyüyemeden kurudular. Çiçekçi Ali abiden tekrar isteyeceğim. Sağ olsun bana yeni çiçekler getiriyor ara sıra. İsimlerini ve bakımlarını da öğretiyor.

Bütün hayatım balkondaki çiçeklerim. İçeride olanlar da var ama sayıca çok değiller. Kışları ılıman geçtiğinde balkonda yaşamaya devam ediyorlar. Soğuklar çok olursa birisinden yardım isteyip hepsini içeriye taşıyorum. Renkler arasında oturup kitap okumak en sevdiğim şey. Tabii bu aralar onu izlemek de.

Odamda raflar dolusu kitaplarım var. Bazılarını tekrar tekrar okuyorum. İçimde çiçekler açtıran bir tek onlar sanırdım. Oysa şimdi her sabah onu görünce içimdeki kuru bahçeler çiçekleniyor. Ağaçlar dallarını uzatıyor, dallar yapraklanıyor, güneşe uzanıyor, mevsim hep ilkbaharmış gibi çiçek çiçek bezeniyor. Kokularını derinlerde bir yerde hissediyorum. Bu zamana kadar varlığından bile haberim yoktu o yerin.

İşte dönüyor, ellerinde bez çantalar. Bu zamana kadar poşet taşıdığını görmedim. Eminim o da kızıyordur yerlere çöp atanlara, izmarit fırlatanlara, çiçekleri koparanlara, kedileri tekmeleyenlere; kalbindeki kötülüğü düşüncesizce etrafa saçanlara.

Bir saate çıkar bahçeye. Yeterince güzel olduğundan emin oluncaya kadar bahçeyle uğraşır. Şimdi elini yüzünü yıkayıp üzerini değiştirecek. Belki bir şeyler atıştıracak, belki mutfakta annesine yardım edecek, belki de yemeği bugün o narin elleriyle tek başına hazırlayacak.

Şimdi balkonu yıkıyor, açık yeşil elbisesi üzerinde. Küçük bir masa çıkarıyor balkona, üzerine çiçekli bir masa örtüsü seriyor -aksini düşünemezdim. Masayı hazırlıyor özenle. Yemek pişerken bahçeye iniyor. Hortumu uzatıp suluyor bütün çiçekleri. Gülleri, begonvilleri, nergisleri… Onun da sardunyaları var. Bir de lavantaları. Kokuları buraya kadar geliyor akşamları. İşi bitince yavaş yavaş sarıp kaldırıyor hortumu. Çiçekler arasında geziniyor, bakışlarında hayranlık. O kuru yaprakları toplarken ben de aynı şeyi yapıyorum sol değneğime tutunarak. Bazen aynı anda suluyoruz çiçeklerimizi, aynı anda kokluyoruz, belki de aynı anda aynı şeyleri düşünüyoruz. Kim bilir…

Ailece yemek yiyorlar bahçeye karşı. Bir süre çok bakmamaya çalışıyorum. Balkonun altına kediler için koyduğu su kaplarını yıkayıp dolduruyor. İçeriden mama getirip döküyor diğer kaba. Hava kararmadan önce eline bir kitap alıp bahçeye attığı mindere oturuyor. O sırada ben de alıyorum elime kitabımı. Ona bakmaktan sayfa başına tekrar tekrar dönsem de üç dört sayfa okuyabildiğime seviniyorum. Yorulunca sırtını bahçe duvarına dayıyor. Gözü harfleri seçemez oluncaya kadar okuyor. Koluna tırmanan karıncaları parmağıyla alıp toprağa bırakıyor. Gökyüzüne bakıyor, arıları izliyor, gözlerini kapatıp yuvaya dönmek için aceleyle uçan kuşların çığlıklarını dinliyor.

Misafir

Cemre ela gözlerini kısarak baktı gökyüzüne. “Hava bugün bulutlu, ince bir hırka giymeli.” diye mırıldandı. Krem renkli, göğsünde kuş işlemeli olanını eline aldı ve apartmanın büyük demir kapısını usulca kapattı. Karşıdan gördü yine onu. Taşındıklarından beri izleniyordu, farkındaydı. Belki kötü bir niyeti yoktu ama hoş değildi bu yaptığı. Bazen varlığını unutsa da bakışlarını ensesinde hissedip ürperiyordu. Yanına gelip niye tanışmıyordu ki. O sabah yanına gidip konuşmalıydı artık.

Minik adımlarla hızlı hızlı ilerledi. Ne çok çiçek vardı bu balkonda. Saksıları da çok nostaljikti. Çiçeklere bakmaktan ne diyeceğini unuttu. Onu her daim gözetleyen kişi gözlüklerini titreyen elleriyle düzeltmiş Cemre’ye bakıyordu.

“Merhaba, ben Cemre” dedi. Başka şeyler de diyecekti sustu. Duvara dayalı iki koltuk değneği görmüştü.

“Merhaba. Ben de Cihan, çok memnun oldum.”

Memnundu demek, neredeyse iki aydır kendisini izleyen kişi elbette Cemre’nin yanına gitmesine memnun olacaktı. Cemre bunları düşünerek,

“Ne güzel çiçekleriniz var.” dedi. “İsterseniz bahçeden size istediğiniz çiçeklerin tohumlarından getiririm.

“Aslında lavantalar epeydir dikkatimi çekiyor. Gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum. Çok teşekkür ederim.”

Cemre Cihan’ın mavi gözleriyle içten gülümsemesini çok sevmişti. Sapsarı saçları vardı. Sesi kadife çiçeği gibiydi. Onun bahçesi de balkonuydu. Onun dünyası, her şeyiydi belki de. Cemre bu düşüncelerle geçirdiği günden sonra eve dönerken bu defa balkonda onu göremedi. Küstürdüm her halde diye düşündü. İçeriye girip bir süre sonra elinde bir paketle dışarı çıktı, biraz bahçede oyalandı. Cihan balkonda ayakta duruyor, tek eliyle selam veriyordu ona.

Yine kendine has minik adımlarıyla gidip balkon demirleri arasından lavanta tohumları uzattı Cihan’a. Elindeki hediye paketini de bırakıp evine gitmişti.

Cihan paketi açtığında gözlerine inanamadı. En sevdiği kitap olan Küçük Prens karşısındaydı. İçinde de şöyle bir not vardı:

“İstediğin zaman çaya gelebilirim. Sevgiler. Cemre…”

 

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

BEN KİMİM YAHU!

Canan Tümen

Canan Tümen

1982 yılı Kütahya-Emet doğumlu. Evli ve iki çocuk annesi. Yirmi yılı aşkın öğretmenlik yapıyor. Aydın, İzmir, Erzincan, Balıkesir ve Eskişehir illerinde matematik öğretmenliği yaptı. Halen Eskişehir'de yaşamaktadır. Çocukluğundan beri yazmayı çok seviyor. Çeşitli edebiyat yarışmalarında jüri üyeliği yapmış, antolojilerde öyküleri yayınlanmıştır. Öykü ve şiir yarışmalarında ödülleri vardır. Çeşitli edebiyat dergilerinde şiir ve öyküler yazıyor. 2018 yılında yayınlanan "Bir Şiir Bir Öykü" isimli bir kitabı vardır. 2024 temmuzunda yayınlanan öykü kitabı "Duvara Asılan Gülümseme" ile çalışmalarına devam etmektedir. Edebiyatın dışında müzikle ve sanatın çeşitli dallarıyla amatör olarak ilgilenmeyi seviyor. TEMA'ya üyedir.

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Eylül 2026
  • Ağustos 2026
  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • KOMŞU ÇİÇEKLER/MİSAFİR
  • BEN KİMİM YAHU!
  • Güller Ve Menekşeler
  • Mükellef Sofrası
  • Gümüşservi / Galip Uçar

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.