Tutunacağımız eller en sert tokatlarıyla mevsimimizin her
yanını yakıyor.
Saatler kelepçelerimizi eritiyor. Boğulduktan sonra yeni
hayatların ölü kahkahaları dünyayı sarıyor.
Sokaklarda yaşadığını zanneden gölgelerin ortasında tek
başınalığın koynundayım.
Sesler rengarenk,nağralar atarken kaosun kendisi hepimize
hesapsız ateş ediyor.
Sevgisiz bir çiçeğin gözyaşları üstüme şarjörünü boşaltıyor
Yolların acımasız her hali barın ortasında savrulan çiçeklerle
selamlıyor düşlerimi.
Yok olduğumuzun farkında olmadan yaşıyoruz. Umutsuz
cümleler kuran odamın nemli sütünları parçalanırken belirsiz gidişimle bakışıp
konuşuyorum.
Saatlerin kuşatması altındayım. Sımsıkı sararken düşlerim
mazgalların öldüren cazibesini biranın kokusuyla kuraları yakıp toz zerresine
çeviriyorum.
İnsanlar kaleyi ele geçirip kral olduğunu sanarak kendini
mutlu sanıyor.
Gittiğim yer vardığım yer değil. Devam ediyorum yollarda
yürümeye ayaklarım sürgün saatlerde parçalanırken. Amaçlarımın saldırgan
yumruklarıyla,şefkat dolu çöllerde aşk yaşıyorum.
Balıklar denizin içinde yaşama dört elle sarılmış ölümü delip
tokatlamaktan asla vazgeçmiyorlar.
Ne bir dost,ne arkadaş,ne de mutlu günlerin peşindeyim.
Zincirlerimi kırıp kimsesiz kelimelerimi boş bakışlarla bütün
galaksiye fırlatıyorum.
Sonsuz arayışımla dertleşiyorum. Cehennemin yüzü
çekinmeden aklımın duvarlarını yıkıp geçiyor.
Geri adım atmadan içimden coşkunun el frenini çekiyorum.
Öksüzlüğümün gözlerine baktın bu gece.
Gökyüzünden ateşler yağarken kollarında aralıksız
kayboluyorum.
Kamyonun yük taşımaktan bıkan boşluğunda yolları delip
düşlerimiz yıldızları dansa kaldırıyor.
Korkularını ateş verip kusursuz kayıtsızlığımla birleşip
aitsizliğimle çadırlar kuruyorum.
Aşkının yumrukları beni nakavt etti. Teslim olmadan
denizin koyusuna gece yarısı girip geminin terk edilmiş güvertesinden martı
çığlıklarıyla hiçliğin manevralarıyla uzaklaşıyorum.
Tek başınalık dünyamı sarmış son ölümümü kimseye
hissettirmiyorum. Kalbimin labirentleri son kararını açıklamış. Kanrevan
saldırılar gençliğimi erken idam etti.
Şarap kokusuyla sabahın ışıklarını selamlıyorum. Yoksun
katledilmiş kelimelerim bana savaş açtı. Çapraz ateş altında hayallerim..
Gitmenin her haliyle kavga ediyorum. Bu sefer ilk rauntta nakavt ettim
sensizliği. Kör kuyunun öldürülmüş dumanları kaderimizi eritip farklı oyunlar
peşinde.
Düşlerin adımlarımı hiç sayıyor. Bembeyaz geceye ay
ışığıyla beraber sessiz bakışlar fırlatıyorum. Kırık kalpler gecesinde rüyamın en
zalim dakikalarında yaşadığımı zannederek voltalar atıp kelimeler kusuyorum.
Sokakların nefesi kesilmiş dudaklarımdaki aralıksız kasırgayla konuşuyorsun.
Ölümün gözleri kanlı. Şeytan sürekli belirsizliği üstümüze
salıyor. Gece,gün diye bir şey varsa yakamızdan tutup uçurumların anlayışlı
hayallerine talan edilmiş kalplerimize bıçaklarını saplıyor.
Kelepçelerimi her soluk alışınla sınıyorsun. Kaybetmek için
yaratılan sahnenin kalabalıklarını gözyaşlarımı kaldırımlara fırlatarak
uzaklaşıyorum. İzimi kaybettirip omzuna başımı dayayıp uyurken yaşamayan
caddeleri kısık ateşte pişiyorum.
Sensizliği yeraltında kutluyorum. Hadesi öldürüp
kalbimdeki,içimdeki cesetleri hissetmeden hiçlikten öte bakışlarla
kırbaçlıyorum. Gözlerimde maviyi delen anılarımla amaçsızlığımla kavga ederek
yaralarımla sevişerek sana koşuyorum. Yaşamadığımı bilerek karlar ülkesindeki
hissizliğimi sana adıyorum. Silahsız geçmişimiz tarafından kurşunlanmaktan
yalama oldu hayallerimiz. Mazgalların en koyusunda bulup savruluşumu ayağa
kaldırdın. Arabanın en hızlı adımları seni yok sayarken yanımdasın. Maskeler
takmadan karşımdasın varoluşun kıyameti başlarken karşımdasın….



