Babamın elleri topraktan daha sertti,
Bizim köyde akşam, yoksulluğun omzuna erken çökerdi.
Annem boş tencereyi umutla karıştırırken,
Açlığın sesini duymasın diye gülerdi.
Bir çift ayakkabı umudumuzdu aslında,
Çocukluğumun en büyük zenginliğiydi esasında.
Yağmur yağınca yollar çamur olurdu belki,
En güzel mutluluk saklı şimdi o yıpranmış tabanlarda.
Kimi çocuk masallarla uyur, kimisi yarın güzel olacak umuduyla.
Allah karanlık gecenin sabahını yazar, annem eder hep dua.
Umudunu kaybedenin ekmeği de eksilir.
Lambanın ışığı yetmezdi bazen gecenin yükünü dağıtmaya.
Toprak susuzluğa çare arardı,
Biz de ne yeşerirse onunla doyardık.
Bir çift öküz, bir parça tarla,
O eller ekmeğe değince bereket kokardı.
Secdeye varan şükür gibi dalardık gökyüzüne,
Acı nedir, anlatamadan büyüdük kardeşimle.
Babam toprağa buğday ekerdi, annem de dualarını.
Ben büyüttüm kendi kendimi, hem umudumun ekmeğiyle.



