batakhanelerde sızan sular gibi
hayatta karışan ve hayatları boyunca
sessizliğe ve ıssızlığa sığınan insanlar tanıdım
küfür ve ıstırapları servetleriydi
gürültülü sokaklarda kayboluyordu
duyulmayan anlam çığlıkları
tefecilerin ellerine düşmüştü
hayalleri ile çocukları
kadınlarının müşteri bekledikleri
köşe başları yangın yeriydi
yanlarından geçenler hakaretlerini
yüzlerine kusuyordu
bayağı kişilerdi onlar
hastaydı çocukları, sarhoştu gizleri
suçları ise inadına yaşamaktı
hiçlik içinde haykırıyorlardı
gerçekleri dünyaya
itilip kalkılan
insancıklardı
marazi gururları
ruhsal incelikleri
acılarına layıktı
gürültüsüz, patırtısız yaşıyorlardı
inceliklerle bezenmişti yaraları
yoksunluğa mahkûm görüntüleri
delik pabuçları, dişsiz damakları
onların uyandığı saatlerde
uykuya paha biçilmezdi
kendi içlerinde ısınırlardı
gözlerindeki yaşa karışırdı inandıkları
ayakları
uçurumun kenarındaydı
fırınlar pişirmiyordu ekmeklerini
maddeden sıyrılmıştı ruhları
gerçeğin sonsuzluğuna ermişti
kar yağardı evlerine
bacaları tütmezdi kışları
insancıkların dilinden
anlamıyordu kimse
hiçliğe hapsolmuş dünyada
şimşeğin adresiydi onlar