Hiçbir halin kalıcı olmadığını hayat insana büyük bir titizlikle öğretiyor. Ne var ki bu öğreti her zaman iyi olmuyor bizim için. Güzel olan bir şeyin geçici olması, bitişinin geriye acı bırakması doğal bir süreçtir. Her varoluş yok oluşunu da beraberinde getiriyor. Var olan her ne varsa hepsinin bir sonu olduğunu biliyoruz ve deneyimliyoruz. Doğan güneş batar, yürünen yol biter, izlenen film, okunan kitap, çalan şarkı, acı – tatlı geçen günler biter. Sıkıntılar, mutluluklar da biter. Bazı bitişler mutluluk verir.
Çocukluğumuz avuçlarımıza birkaç hatıra bırakmışken gençliğimize, gençliğimizde geçip gidecek birkaç hatıra bırakarak. Hayatımızı anlamlı ve değerli kılan her şeyin geçici olmasında mı saklı?
Madem bir son olacak, kendimizi nasıl hatırlamak istiyorsak, imkanlarımız dahilinde nasıl bir yaşam yakıştırıyorsak kendimize öyle yaşamaya çalışmaktır bize düşen. Böylece onurlu bir mücadelemiz olur. Ve bizim sonumuz bir yok oluş değil aksine yeni bir hayat başlangıcıdır.
“Benim olmayan ne çok şeyim var?” Rastladığım bu cümle ifade ettiklerinin bilincinde olmama rağmen düşüncelere gark etti zihnimi. Zihnimin izdüşümleri ise kalemimin gölgesine bıraktı kendini.
İnsan esasında neye sahiptir, her an alıp verdiği nefes dahi kendi hükmünde değilken? Bedenimiz, ailemiz, sevdiklerimiz, kullandığımız eşyalar… Benim dediğimiz ne varsa bizim değildi, yadsınamaz nitelikte olsa da. Yolcu olduğumuzu unuttuğumuz gibi emanetçi olduğumuzu da unutuyoruz zaman zaman. Bize bahşedilen ne varsa emanettir, sadece sahiplik sanrısına kaptırmışız kendimizi. Emanetçi oluşumuzu unuttuğumuzda, sahipliğini iddia ettiklerimizin kölesi oluyoruz. Oysa ki bunun bilincinde olmak, tuhaf ama tarifsiz bir sükunet ve huzur bırakır tüm ruhumuzu kaplarcasına…
Elbette seveceğiz, elimizdekilerle mutlu olacağız, faydalanacağız ama emanetçiliği unutmadan…
Tüm sahip olduğumuz yüreğimizdeki hislerimiz, ortaya döktüğümüz fikirlerimiz, nezaket ya da kabalığımızla karşıdakinde bıraktığımız izlerimiz, iyiliğimiz, kötülüğümüz… Kendi irademizle hasıl olan ahlakımız, kişiliğimizdir.