Biz gençken, gencecik birer çocukken “Düş Sokağı Sakinleri” dinlerdik. Dünyaya hüzünlü ama bir o kadar da sevecen bakardık. Bir anlamı, bir manası vardı o yıllarda yaşamın. Seviyorduk, sevgimiz uğruna acı çekiyorduk. Sevdiğimizi görünce mutlu oluyorduk. Yine bazılarımız yoksuldu, yine yaşamak için çok çalışmak gerekirdi. Ancak hayal kurabiliyorduk. Ve en önemlisi bu hayalleri gerçek yapabilme imkânımız vardı o yıllarda. Yetenekli insanlar bir yere gelebiliyordu o örneğin. O yıllarda da çıkarcı, yalancı, bencil insanlar muhakkak vardı lakin bu dönemde olduğu gibi asla değildi. Dedim ya umudumuz vardı ve o umutlar gerçek olabiliyordu. Sevgililer dönüyordu. Artık ekonomik anlamda bir birikimin yoksa kimse gelmiyor, dönmüyor. Kimse kimseyi sevmiyor.
Bu arada “Düş Sokağı Sakinleri” ortalıkta sıklıkla görünen, magazinin ilgilendiği bir grup değildi. Hatta bazı yıllarda da albümlerine bile zor ulaşırdık. Yine de öyle ya da böyle herkes tarafından bilinirdi. Tüm gece radyolarında çalardı şarkıları. Sonra umudumuz gibi kaybolup gittiler.
Geçtiğimiz günlerde bir haber yayıldı dört bir yana. Düş sokağı sakinleri yeniden yirmi yıl sonra bir araya gelip konser verecekti. Yalan yok içimden kimse gelmez o konsere diyordum. İnsanlar artık böyle şarkılar dinlemez ki. Ama öyle olmadı. Harbiye sahnesi tamamen doldu. Binlerce kişi hep bir ağızdan şarkılara, tüm şarkılara eşlik ettiler. O an içimde kül kalmış umudum yeniden dirildi. Garip ama bu ülke için umutlarım yeniden yeşerdi. Özüne dönmek isteyen on binlerce insanı görmek bana çok iyi geldi. Benim inandığım bir şey var. Dinlediğimiz şarkılar değişirse, yaşamın anlamı da değişir. Ne özel bir anki düş sokağının ne kadar sakini varmış…



