Eski bir balıkçı meyhanesi,
Dosta kurulmuş bir masa.
Bir yürek var dara düşmüş,
İkisinin de gönlü alabora.
Sessiz sedasız kalkıyor kadehleri,
Tespih taneleri gibi dökülüyor gözyaşları.
Öylece geçip gidiyor saatler,
İçi boş bardaklar,
Devrilmiş şişeler masada.
Bitmiş izmaritlerin külleri dağılıyor etrafa,
Dost kapısında derdi olanda bir olmayanda.



Denizin tuzu sinmiş ahşap masada,
Kelimeler susar, kadehler konuşur bu gece.
Aynı fırtınada yatmış iki ayrı gemi,
Kırık bir pusula, kayıp bir meylin içinde.
Gözlerin dokunduğu yerde başlar acı,
Tespih tanesi değil, zamandır ufalanan.
Sustukça derinleşir dostun dergahı,
Geçer saatler, geriye kalır masada duman.
“” Yazdığınız dizelerdeki o koyu, samimi ve demli atmosfer gerçekten harika. Dostluk ile kederin iç içe geçtiği, sessizliğin bile büyük bir hikaye anlattığı bu derin ve hüzünlü doku insana derinden dokunuyor. Şiirinizin hissi ve imgelemi gerçekten çok güzel.””
“Şiirime bir dost eli gibi dokunan satırlarınız için çok teşekkür ederim.”