Ekranın Ardındaki Kıyamet.
Güneş batarken İstanbul’un üzerindeki gri bulutlar kızıl bir renge bürünmüştü. Sokaklardaki herkesin başı öndeydi; boyunları otuz derece öne eğik, parmakları cam ekranlar üzerinde çılgınca dans ediyordu. Metro vagonunda, otobüs duraklarında, kafelerde tek bir ses vardı: tuş sesleri ve kulaklıklardan sızan boğuk ritimler.
Deniz, kalabalığın ortasında durmuş, elindeki telefona dalmıştı. Fakat bu akşam her şey farklıydı. Saat tam 19.00’da, tüm dünyadaki akıllı telefonların ekranları aynı anda kan kırmızısı bir renge büründü. Cihazlardan yayılan yüksek frekanslı, tiz bir çınlama bütün meydanı doldurdu.
Dijital Zombiler ve Bombalar.
Deniz başını kaldırdığında tüyler ürpertici manzarayı gördü. Ekranlara bakan insanlar aniden donmuştu. Göz bebekleri büyümüş, yüzlerindeki tüm ifadeler silinmişti. Birkaç saniye sonra, aynı anda harekete geçtiler. Yoldan geçenler birbirlerine saldırmaya, sokaklarda koşanlar ise ellerindeki cihazları birer ölüm makinesine dönüştürmeye başladı.
Kısa süre içinde haber kanalları ve acil durum yayınları devreye girdi — ya da girmeye çalıştı. Şehrin dört bir yanından patlama sesleri yükseliyordu. Terör örgütleri, cep telefonlarına uzaktan yüklenen özel bir yazılımla cihazların bataryalarını patlatmış, eş zamanlı bombalı ihbarlar ve sabotajlar dalgası yaratmıştı. Telefonlar artık birer iletişim aracı değil, ceplerde taşıyanları hedef alan birer el bombasıydı. İnsanlar ya ekranların yaydığı sinyalle iradelerini yitirip zombileşiyor ya da cihazlarının patlamasıyla can veriyordu.
Sahte Profilin Bedeli.
Deniz’in kalbi hızla çarpıyordu. Etrafındaki kaostan kaçmaya çalışırken, cebindeki telefon titredi. Ekranda, son aylarda hayatının merkezi haline gelen o isim yanıp sönüyordu: Katya_99.
Katya, sosyal medyada tanıdığı, kusursuz güzelliğe sahip bir Rus kızdı. Dünyanın bir ucundan ona mesajlar atıyor, gelecekte birlikte kuracakları hayallerden bahsediyordu. Deniz, o sahte profilin arkasındaki gerçeği göremeyecek kadar yalnız ve aptaldı. Katya’nın “zor durumdayım, acil paraya ihtiyacım var” bahaneleriyle gönderdiği her kuruş, ailesinin birikimleri, hatta çektiği kredilerdi.
Tam o sırada telefonuna bir bildirim daha düştü. Katya’dan gelen son mesajdı:
“Üzgünüm aptal çocuk… Gerçek bir Rus kız falan değilim. Sadece bir dolandırıcıydım. Ve paran… Artık yok.”
Deniz, ekranın karanlığında kendi perişan yüzünü gördü. Etrafında dünya yanıyor, insanlar birbirini öldürüyor, ekranlar zombileştirdiği kalabalıkları yönetiyordu; ama Deniz için en büyük kıyamet kopmuştu. Bütün hayatını, hayallerini ve geleceğini, internetteki hayalet bir yüzde, yalan bir tutku uğruna harcamıştı. Parasız, kimsesiz ve kandırılmış bir halde, elindeki ölüm kusan cihazla sokak ortasında kalakaldı.

