• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Toz / Cumali Tapan

Cumali Tapan . Cumali Tapan
29 Ekim 2026
. Öykü
0
Toz / Cumali Tapan
0
SHARES
4
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Her şeyden önce toz mu vardı? Yerde ve üstte? İçimizde ve dışımızda; göz gözü
görebildiğince… Kaç toz kabristanı sığmıştı bu köyün altına?
Ali, evin genişçe sundurmasında yere oturmuş, demir parmaklıkların arasından hızlı ve
gürültülü geçen kamyonları izlerken aklından bunlar geçiyordu. Kamyonlar ardı sıra geçiyor,
tozları kaldırırken kendine ait, sise benzer bir ekosistem oluşturuyorlardı. İncir, dut ve
envaiçeşit meyve ağacı bundan nasibini almış, toz tabakası altındaki yapraklarıyla ince ince
sızan gün ışığına hasretle bakıyorlardı.
İşte böyle bir köydü burası. Tam ortasından, dümdüz ovanın içinden bir yol ayırırdı köyü.
Yoldan geçenler dönüp bakmazdı pek, baksalar bile hayal edemezlerdi bu renksiz köy
evlerinin içini ve içindekileri. “İki büyük şehri bağlıyor bu yol,” demişti dedesi. Ali ikisini de
hiç görmemişti. “Bizim köyden kaç tane olması gerek bir şehir olması için?” diye sormuştu
bir keresinde ama kimse ciddiye alıp cevap vermemişti.
Ali sundurmanın merdiveninden avluya indi. Avlu, grinin en sıradan tonuyla baştan aşağı
kaplanmıştı. Tam ortasında bir dut ağacı iskeleti vardı. Geçen yıl dedesi gövdesinin
ortasından kesmişti.
“Erkek bu ağaç, meyve vermiyor. Bir de üstüne böcek topluyor. Uğursuz gavur.”
demişti dedesi. Meyve veren ağaç taşlanır diye okul kitabında deyim öğrenmişlerdi ama
vermeyen kesilir diye bir deyim hiç görmemişti Ali. Avluyu beton bir briket duvar
çevreliyordu. Traktörün girip çıkmasına yarayan geniş kapısı, onun dışında duvar kenarlarına
gökten düşmüşçesine tünemiş bitkiler vardı. Onlar da tozdan nasibini almışlardı. Her
yağmurda yıkanıp ertesi gün grileştiler. Tıpkı köy gibi. Ali yağmur ertesi sabahları çok
severdi. Sanki her şey kısa bir süre de olsa başka bir şeye benzerdi. Sonra kamyonlar geçmeye
başlar, köy eski rengine dönerdi.
“Dede, sen hiç rahatsız olmuyor musun bu kamyonlardan?” diye sordu Ali.
“Olsam ne olacak? Yol daima vardı ve olacak. Yol varsa kamyon da vardır.”
“Okulda toz sağlığa zararlı deniyor ama, hem nefes al—”
“Zaten ne zırva varsa orada öğreniyorsun. Oyalanmayı kes, bugün kurban keseceğiz.”
“Neden öldürüyoruz ki hayvancığı?”
Dedesi bir küfrü tükürükle beraber dışarı atıp evin altındaki tek göz ağıla girdi. Bundan
istifade Ali kendini dışarı attı ve yürümeye başladı. Yürüdükçe fikirler zihnine hücum
ediyordu.
Bu köyün, bu tozun ötesinde ne vardı? Her yer böyle miydi? Yoksa televizyondaki gibi
nehirlerin ve sokakların temiz olduğu yerler gerçek miydi? Dedesi de oraları televizyondan
görüyordu ama asla Ali gibi sormuyordu. Bu köyün ötesini hiç mi düşlemedi diye merak

ediyordu ama sormaya korkuyordu. “Burada büyüyüp burada yaşayacaksın,” diyordu dedesi
ona. Ama Ali bunların ötesini istiyordu; bu ovanın ve sonsuz tarlaların ötesini görmek
istiyordu.
Yürüdükçe ve yoldan uzaklaştıkça mısır ve patates tarlalarının, narenciye bahçelerinin
arasında kaldı. Bir keresinde o kadar dalgındı ki saatlerce yürümüş, yine de bu tarlalar ve
bahçeler dışında bir şey görememişti. Yolun iki yanına uzanan tarlalara baktıkça, dünyanın da
böyle uzayıp gittiğini düşünürdü. Okulda dünyanın şeklini geoit olarak öğretmişlerdi ama
Ali’ye göre dünya düz, kurak mısır tarlaları ve bodur narenciyeden ibaretti. Bunları
hatırladıkça korktu, korktukça yürüdü. Bir şeyin içine sıkışmak ve tekdüzelik ruhunu
daraltıyordu. Tozdan ibaret olmayan bir dünyanın ihtimaline inanmak istiyordu tüm kalbiyle.
Ya da bu uğurda yol almak. Adımları onu ezberlediği evin yoluna getirdi. Kapıyı açmasıyla
dedesini bir koyunu keserken buldu.
Bir an dünya dondu. Koyunun gözleriyle buluştu gözleri. Başı döndü, koyun yoktu kendisiydi
tozlu zeminde uzanan.
“Dede, ben senin gibi olamam. Tozlanmak istemiyorum.”

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Önceki Yazı

Kaybetmek İçin mi Doğduk ? / Mert Tokatlı

Sonraki Yazı

CUMHURİYET’İN IŞIĞINDAKİ KADIN KİMLİĞİ: EDEBİYAT VE SANATTA BİR MODERNLEŞME ANLATISI – Betül ATKOŞAR

Cumali Tapan

Cumali Tapan

Sonraki Yazı
CUMHURİYET’İN IŞIĞINDAKİ KADIN KİMLİĞİ: EDEBİYAT VE SANATTA BİR MODERNLEŞME ANLATISI – Betül ATKOŞAR

CUMHURİYET'İN IŞIĞINDAKİ KADIN KİMLİĞİ: EDEBİYAT VE SANATTA BİR MODERNLEŞME ANLATISI - Betül ATKOŞAR

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ekim 2026
  • Eylül 2026
  • Ağustos 2026
  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Portakal Kabukları Ve Sessizlik.
  • CUMHURİYET’İN IŞIĞINDAKİ KADIN KİMLİĞİ: EDEBİYAT VE SANATTA BİR MODERNLEŞME ANLATISI – Betül ATKOŞAR
  • Toz / Cumali Tapan
  • Kaybetmek İçin mi Doğduk ? / Mert Tokatlı
  • Yaz

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

imunify-bot-check
KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.