• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Söyleşi

Roza Tulga ile Mardin’de Sanat Üzerine / Nesrin Aykaç

Nesrin Aykaç . Nesrin Aykaç
2 Ekim 2026
. Söyleşi
0
Roza Tulga ile Mardin’de Sanat Üzerine / Nesrin Aykaç
0
SHARES
88
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Mardin’i anlatırken taşlarından, sokaklarından, kiliselerinden, manastırlarından ve kadim tarihinden söz etmek kolay. Asıl zor olan, bütün bunların arasında yaşayan Mardin’i anlatabilmek. Çünkü bu kent yalnızca geçmişten kalan bir miras değil; değişen, dönüşen, bazen kaybettikleriyle bazen de yeniden keşfettikleriyle yaşamayı sürdüren bir coğrafya.

Roza Tulga ile ortaklaştığımız noktalardan biri de burada. O, Mardin’e yalnızca tarihî yapıların içinden değil; kumaştan, giysiden, gündelik hayattan ve insanların belleğinde biriken hikâyelerden bakıyor. Ben de sıkça tekrarlanan anlatıların dışına çıkıp Mardinlilerin yaşadığı, hissettiği ve dönüşümüne tanıklık ettiği şehri konuşmayı önemsiyorum.

Son yıllarda Mardin’de festivaller, sergiler, bienaller ve sanat etkinlikleri çoğalıyor. Şehir kimi zaman sanatla dolup taşıyor; fakat etkinlikler sona erdiğinde hayat çoğu kez kaldığı yerden devam ediyor. Peki sanat yalnızca etkinlik takvimindeki günlerde mi yaşamalı? Mardin’in kendi sanatçıları bu hareketliliğin neresinde duruyor? Sanat, kenti anlatırken onun sesini gerçekten duyabiliyor mu? Bu soruları Roza Tulga ile konuştuk.

Nesrin Aykaç: Mardin’e bugün baktığınızda, sanatçı gözünüz geçmişe göre daha çok neyi görüyor?

Roza Tulga: Mardin’e yalnızca burada yaşayan biri olarak değil, bu coğrafyanın hafızasını yazılarıma ve sanatsal üretimlerime taşımaya çalışan biri olarak bakıyorum. Bu yüzden benim gördüğüm kent, turizm broşürlerinde ya da tanıtım filmlerinde sunulan Mardin’den farklı. Bugün en çok dikkatimi çeken, kentin giderek bir görüntüye dönüşmesi ve hafızasının geri plana itilmesi. Taş evler, sokaklar ve manzaralar elbette önemli; ancak Mardin’i asıl var eden dilleri, hikâyeleri, kültürel çeşitliliği ve burada yaşamış insanların bıraktığı izlerdir.

Sanatçı gözüyle görünenden çok görünmeyenle ilgileniyorum: bir kadının sessizliği, kaybolan diller, unutulan hikâyeler, yerinden edilmiş hafızalar… Bir kentin gerçek zenginliği yalnızca yapılarında değil, insanların belleğinde saklıdır. Mardin kültürel üretim açısından daha görünür hale geliyor; ama görünürlükle derinlik aynı şey değil. Ben Mardin’in yalnızca ziyaret edilen bir kültür rotası değil, düşüncenin, eleştirinin, sanatın ve özgür üretimin geliştiği bir merkez olmasını önemsiyorum. Mardin benim için bir manzara değil; kolektif hafızanın, kültürün ve direncin iç içe geçtiği yaşayan bir coğrafya.

Nesrin Aykaç: Mezopotamya denildiğinde taş, kadimlik, çok kültürlülük, motifler ve geleneksel giysiler gibi imgeler öne çıkıyor. Sanatçılar bu hazır imgelerin dışına çıkabiliyor mu?

Roza Tulga: Bu imgeler coğrafyanın önemli parçaları; ancak Mezopotamya’yı yalnızca bunlarla anlatmak, onu donmuş bir geçmişe indirgeme riski taşıyor. Bazı sanatçılar bu kalıpların dışına çıkabiliyor. Çünkü Mezopotamya yalnızca geçmiş değil; güncel yaşamların, göçlerin, dil mücadelelerinin, hafıza kayıplarının ve toplumsal dönüşümlerin de alanı. Çağdaş sanatın görevi geçmişi temsil etmekle sınırlı kalmamalı, bugünün gerçekliklerini de görünür kılmalı.

Yine de bu coğrafyanın zaman zaman egzotik ya da romantik bir bakışla, yaşayan bir toplumdan çok kültürel bir vitrin gibi sunulduğunu görüyoruz. Oysa Mezopotamya müzede sergilenen bir miras değil; üreten, değişen ve tartışan canlı bir medeniyet havzası. Asıl mesele taşın kendisinden çok taşıdığı hafızaya, motifin ardındaki hikâyeye, giysinin içindeki yaşanmışlıklara bakabilmek. Sanat, ancak o zaman klişelerin dışına çıkabilir.

Nesrin Aykaç: Tekstil çalışmalarınızda kumaş, iplik ve giysi önemli bir yer tutuyor. Mardin’in gündelik hayatında kayda alınmadığı için ileride kaybolmasından endişe ettiğiniz neler var?

Roza Tulga: En çok düşündüğüm şey, gündelik hayatın sessizce kaybolan ayrıntıları. Büyük yapılar ve önemli olaylar kayda geçiriliyor; oysa toplumun hafızası çoğu zaman gündelik yaşamda saklı. Özellikle kadınların üretim ve emek dünyası yeterince kayıt altına alınmıyor: ev dokumaları, yorganlar, döşekler, örgüler, yazmalar, kanaviçeler, danteller, yamalı kumaşlar, elde dikilen giysiler ve kuşaktan kuşağa aktarılan beceriler yavaş yavaş görünmezleşiyor. Bunlar yalnızca zanaat değil, bir yaşam biçiminin taşıyıcıları.

İpliği, yamayı, dokumayı ve kumaşı bu yüzden önemsiyorum. Bir iplik bazen bir ailenin hikâyesini, bir göçü, bir dili, bir bekleyişi ya da bir kadının sessiz emeğini taşıyabilir. Mahalle kültürü, çok dilli sohbetler, avlularda paylaşılan hikâyeler ve dayanışma pratikleri de aynı derecede kıymetli. Sıradan sandığımız bu ayrıntıların değeri, çoğu zaman kaybolduklarında anlaşılıyor.

Nesrin Aykaç: Mardin’de sanat sezonu çoğunlukla bienal, festival ve açılış dönemlerinde yoğunlaşıyor. Etkinlikleri yılın tamamına yaymak, kenti yaşayan bir sanat merkezine dönüştürebilir mi? İlk adım ne olmalı?

Roza Tulga: Elbette dönüştürebilir. Bir kentin sanat kenti olup olmadığını belirleyen, yılda bir kez yapılan büyük organizasyonlardan çok sanatın gündelik hayatın parçası haline gelip gelmediğidir. Bienaller ve festivaller farklı çevreleri bir araya getirir, kentin görünürlüğünü artırır; ancak sanat ortamı yalnızca bu dönemlerde var olmamalı. Mardin’in kültürel birikimi ve yaratıcı potansiyeli, yıl boyunca süren bir üretim ve paylaşım alanına dönüşebilir.

İlk adım, bağımsız ve sürdürülebilir kültürel yapıları desteklemek. Sanatçıların yıl boyunca bir araya gelebileceği, üretebileceği, tartışabileceği ve çalışmalarını paylaşabileceği alanlara ihtiyaç var. Güçlü bir sanat ortamı yalnızca sergilerle değil; sanatçı inisiyatifleriyle, atölyelerle, sanat yazılarıyla, eleştiri kültürüyle, yayınlarla ve düzenli karşılaşmalarla oluşur. Yerel sanatçılar, yazarlar, araştırmacılar ve kültür üreticileri karar süreçlerinde de söz sahibi olmalı. Bir kentte sanat, dışarıdan getirilen projelerle değil, içeriden büyüyen ilişkilerle güçlenir.

Nesrin Aykaç: “Bienal Kenti mi, Kültürel Simülasyon mu?” başlıklı yazınızda Mardin’in hafızasının estetik bir imgeye dönüştürülmesini sorguluyorsunuz. Mardin’i gerçekten dinleyen bir bienal neyi farklı yapmalı?

Roza Tulga:Mardin’i gerçekten dinleyen bir bienal, kenti hazır bir estetik malzeme olarak kullanmak yerine burada yaşayanların sözünü ve deneyimini merkeze alırdı. Taşı, manzarayı, kadimliği ve çok kültürlülüğü yeniden temsil etmekle yetinmez; bunların bugün nasıl yaşandığına bakardı. Bienal, tarihî ve turistik noktaları sergi alanı olarak kullanmanın ötesine geçebilir; göç, dil, hafıza, kültürel miras, kentleşme ve gündelik hayat gibi meseleleri sanatın konusu haline getirebilir.

Eleştirim bienalin varlığına değil, Mardin’le kurduğu ilişkinin biçimine yönelik. Bienal Mardin’i anlatmak yerine onu dinleseydi, belki daha az ‘Mardin imgesi’ üretir, kentin kendi sesini daha çok duyururdu. Mardin’i dünyaya estetik bir dekor olarak göstermekten önce, kendi içinde konuşabileceği bir alan yaratmak gerekir.

Nesrin Aykaç: Dışarıdan gelen sanatçılar kente yeni bakışlar kazandırabilir. Peki Mardin’de yaşayan sanatçılar kendi şehirlerindeki sanat ortamında yeterince söz sahibi mi?

Roza Tulga: Dışarıdan sanatçıların gelmesi önemli; farklı bakışlar sanat ortamını zenginleştirebilir. Ancak ilişki tek yönlü olmamalı. Mardin yalnızca dışarıdan gelenler için bir ilham kaynağı ya da sergi mekânı olarak görülmemeli. Burada yaşayan sanatçılar da üretimlerini gösterebilmeli, kentleri üzerine söz söyleyebilmeli ve kültürel karar süreçlerine katılabilmeli.

Mesele yalnızca yerel sanatçıların sergi programına eklenmesi değil. Sanatçılar programların oluşumunda, tartışmalarda ve kültür politikalarının belirlenmesinde de özne olmalı.

Nesrin Aykaç: Tarihî mekânlar sanat etkinliklerine güçlü bir atmosfer kazandırıyor. Bir kilise, manastır, eski ev ya da taş sokak kullanılırken sanatçının sorumluluğu ne olmalı?

Roza Tulga:Tarihî bir mekânı yalnızca eserin fonu olarak görmek, taşıdığı hafızayı ve anlamı geri plana iter. Bir kilise, manastır, eski ev ya da taş sokak; orada yaşamış insanların, dillerin, inançların, emeklerin ve tarihsel deneyimlerin izlerini taşır.

Sanatçının mekâna karşı bir bellek ve bağlam sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Mekânın tarihini ve kültürel geçmişini bilmek, eseri bu bağlamla ilişki kurarak düşünmek gerekir. Özellikle Mardin gibi kültürel katmanları zengin yerlerde sanatçı mekâna yalnızca bir şey bırakmamalı; onun hikâyesini de dinlemeli. Sanat, bazen mekânı süslemekten çok onun görünmeyen hikâyelerini açığa çıkarmalı. Mekânla ilişki karşılıklı olmalı: sanatçı ondan yararlanırken hafızasına katkıda bulunmalı, onu tüketmemeli.

Nesrin Aykaç: On yıl sonra Mardin’i nasıl bir şehir olarak görmek istersiniz: geçmişini koruyan mı, yoksa yeni bir kültür ve sanat hayatı kuran mı?

Roza Tulga: İkisini birbirinden ayırmak zorunda değiliz. Geçmişini korurken ona hapsolmayan, hafızasından güç alarak yeni bir kültür ve sanat hayatı kuran bir Mardin görmek isterim. Taşların ve tarihî yapıların korunması önemli; ama yalnızca fiziksel mirası korumak yetmez. Dillerin, hikâyelerin, zanaatların ve gündelik yaşam kültürünün de yaşatılması gerekir.

Mardin’in yalnızca geçmişiyle anılan değil, bugün de sanat üreten, düşünen ve tartışan bir merkez olmasını isterim. Sanatçıların üretmek için başka şehirlere gitmek zorunda kalmadığı; bağımsız sanat alanlarının, atölyelerin, sanat yazısının ve eleştirinin güçlendiği; yerel sanatçıların kendi kentlerinde söz sahibi olduğu bir ortam hayal ediyorum. Kısacası taşını koruyan ama taşlaşmayan bir Mardin: geçmişini müzeye kaldırmadan geleceğe taşıyan, hafızasını yitirmeden değişebilen ve dünyaya seslenirken kendi insanını da duymayı sürdüren bir kent.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Önceki Yazı

Pembe Evde Hanımeli

Sonraki Yazı

Üç Oda Bir Salon / Mehmet Uysal

Nesrin Aykaç

Nesrin Aykaç

Nesrin Aykaç, İzmir'de doğmuş ve hâlen İzmir'de yaşamakta olan şair, yazar ve çevirmendir. Eserlerini Türkçe ve İngilizce dillerinde kaleme alan Aykaç; kent hafızası, kültürel miras, çevre ve turizm gibi sosyal konularda yazılar yazmaktadır. Yazarın üç eseri bulunmaktadır: İngilizce şiir kitabı “Caressing Whispers”, Mardin’in kültürel dokusunu işlediği anı-deneme kitabı “Mezopotamya Marde-Mardin” ve 2025’te yayımlanan Türkçe şiir kitabı “Deniz Vurgunu”, “Mardin Söz”, “Mardin Life”, “Gazete Duvar” gibi basın organlarında ve EkDergi, Edebiyat Haber, Oggito, Karnaval, Artı Eleştiri,Tecrit, Turnalar gibi çeşitli edebiyat dergilerinde yazıları yer alan Aykaç, hâlen yurt içi/yurt dışı platformlarda köşe yazarlığını sürdürmektedir.

Sonraki Yazı
Üç Oda Bir Salon / Mehmet Uysal

Üç Oda Bir Salon / Mehmet Uysal

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ekim 2026
  • Eylül 2026
  • Ağustos 2026
  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Ayine / Ünzile Talu
  • Budizm ( Buda’nın ) Öğretisi / Aşk Yazarı Mustafa Çifci
  • Görmedik Duymadık / İlhan Günay
  • Çürümenin Sıradanlığı / Mecit Öztürk
  • Duran Adam / Mehmet Özkendirci

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

imunify-bot-check
KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.