Düşünülenin tersine yalnızlık iyidir. Kişi o anlarda, deli deseler bile kendisiyle konuşma
fırsatını bulur.
En güzel eserleri için malzemeler biriktirir… Hatta benim gibiler o anlarda dünyanın en
değerli psikoloğuna beş kuruş ödemeden tedavi olurlar Allah’la konuşarak. Allah her hâlimi
görüp bilse de ona yine de anlatırım. Benimle konuşmasa bile beni çok rahatlatır. Bazen bir
çocuğun babasından istediği gibi ondan karşılıksız isteklerim olur. Olmasa bile “Vardır bir
bildiği” der rahatlarım; hiç küsmem, hiç umudumu kesmem. Bilirim ki yarattığı kulunun en
büyük koruyucusu odur.
Evet, yalnızlık iyidir; sahte dostlardan, sizi anlamak için on dakikası olmayan en
yakınlarınızdan daha iyidir. Ben kafiye tuttursun diye şu şiiri yazmadım çok önceleri:
“Yalnızlığım dört duvar, dördünde de insanlar var…” Sizi anlamayan, kendilerine
benzemedikleri için uzaklaşan insan yığınlarının dört duvardan farkı ne?..
Bugün dünyada insan sayısı arttıkça yalnızların sayısı daha hızla artıyor. İnsanlar cep
telefonlarında arıyorlar yalnızlık ilacını…
Yalnızlıktan mutlu olan bir ben değilim meğer; nice yazar ve düşünür de yalnızlıktan
yanaymış.
Nietzsche: “Kendi omuzlarına tırman, başka nasıl yükselebilirsin?” demiş.
G. Bernard Shaw: “Seni sessizken sadece önemseyenler duyabilir.” dedi.
Hermann Hesse: “Kendi yolunu bulan bir insan en sonunda yalnız kalır. Çünkü onun
yolu diğer insanlardan ayrılır. Bu yalnızlık, gerçek benliğini bulmanın bedelidir. Ve bu,
en yüksek özgürlük ve mutluluktur.” der.
Hz. Ali: “İnsanları tanıyan yalnızlaşır.” demiş.
“Sevmeyi falan değil, yalnızlığı öğren; çünkü zor zamanlarda en çok ona ihtiyacın
olacak.” demiş Charles Bukowski.
Mîna Urgan’a göre; “Yalnızlıkların en kötüsü, başkalarının yanında çekilen
yalnızlıktır.”



