KÜLLERİN İÇİNDE AÇAN ÇİÇEK
Ben, gürültünün ortasında sessiz kalmayı öğrenmiş kırık bir cümlenin son kelimesiyim.
Beni kimse alkışlamadı. Çünkü en büyük savaşlar, insanın kendi içinde kazanılır.
Bir çocuk ağladığında gökyüzü biraz daha yaşlanır. Bir anne sustuğunda dünya biraz daha eksilir. Bir baba, ekmeğini bölüp umut diye uzattığında tanrı bütün duaları yeniden sayar.
Biz, aynı göğe bakıp farklı acılar yaşayan insanlarız.
Kimi savaşla sınandı, kimi yalnızlıkla. Kimi sevgiyi kaybetti, kimi kendini.
Ama en ağır yara, insanın aynaya bakıp kendi gözlerinden utanmasıdır.
Toprak bilir… Üzerine düşen her gözyaşını saklar. Rüzgâr bilir… Adını unutmuş insanların sesini taşır. Ve zaman… Hiçbir yarayı silmez, yalnızca kabuğunu büyütür.
Bir gün hepimiz gideceğiz.
Arkamızdan ne evler gelecek, ne unvanlar, ne de alkışlar…
Sadece bir insanın içini ısıtabildiysek kalacağız.
Çünkü dünya, taştan şehirlerle değil, kalbine merhamet eken insanların sessiz izleriyle ayakta durur.
Ey insan…
Bir ağacı kesmeden önce gölgesini düşün.
Bir kalbi kırmadan önce içindeki çocuğu.
Bir sözü söylemeden önce geri dönemeyeceğini.
Çünkü hayat, nefes almak değil;
Başkasının karanlığında bir avuç ışık olabilmektir.
Ve gün gelir…
Herkes unutulur.
Ama küllerin içinden bir tek iyilik filizlenirse,
işte o zaman…
İnsan, ölse bile çiçek açmaya devam eder.
Merve Mina Seyhan


