Mutat sabahlardan birisiydi,
Sessiz adımlarla odadan uzaklaşıp, kahvaltı hazırlamak
Çok sitem ettiği bu öğün, sigara altı mecbur.
Köşe sandalye annemin, tam karşı benim.
Geldi Aynurum; biraz durgun ve dalgın.
Babamdan nefret ettiği içi, konunun odak noktasıydı;
Ne çare, algı yok, çaylar, kahveler..
Bir gece öncesinde en sevdikleri, un helvası ve kızartma.
Ona kadardı zaten ,iştahla yedi.
Akşamüstü boğuk bir ses;’ nefes alamıyorum.’
Koah hastası olduğundan panikle, pencere, hava, hastane..
Bir buçuk gün sedyedeydi; yoğun bakım dolu.
Önemli zannetmeyin, beyin kanaması!!
Hastaneden aradılar, acil gelin..
-Buyrun doktor bey,
-Annenizin kafatasını açıp, beynini koyup ,kanını boşaltacağım..
-Yada ameliyat etmeyeceğim, ölecek..
Kafatasını da karnına dikeceğim.
-Hangisi?
Bir ihtimalde olsa ameliyatı yapın.
Yedi ay, bir gün yaşatabildim annemi, kör, felç, yatalak..
Belki; büyük bir bencillikti..
Hangi evlat, Azrail’e “Al canını ! derdi?
Hayatımdaki en büyük imzaydı Azrail’le..
Daha sona gelmeden…



