Vermez mi bu şen ocağın hakkını, güle oynaya koşturan şu börtü böcek?
Tebessümlerini kaçıran, bıyık altından gülen
ne Ahmet amcalar ne Ali dayılar geçti hayatımıza teğet.
Sözlerini yutan çoktan, büyümüş lokmalar gibi dizilmiş boğazlarına nice Ayşe teyzeler… gülüşleri yarım kalan.
Değmeye bile çekinen bir sigara dumanı gözlerimize, saçlarımıza hatta.
Biz hep her şeyin en içinde, en derin sandık kendimizi.
Sterilize ettiğimiz hayatlarımıza dön bir bak, yaşamak hep bir adım uzak.
Bir gülüşün şöyle hakkını vere vere yayamamışken dudaklarımıza -hep bıyık altı kalmış meğer- öyle görmüşüz biçare…
Kim çıkarır, bu hakkıyla yaşanamadan geçip giden hayatın tadını.

