Kıpkırmızı Bir Elma
Varlığın kırmızısı hiç olmadığı kadar solgun
Pembeyi geçkin bir yalnızlık çöküyor omuzlarıma
Kırmızı bir elmayı düşünüyorum avucumun içinde
Ve sıkıp patlattığımı pembeleştikçe
Kırmızı bir elmanın varlığına katlanamıyorum
Artık alıştım solgunluğa ve varlığın vardığı griye
Bir güvercin kadarki bu korkunç havaya
Renkli de olsa, renksiz de olsa…
İki adımda saat yedi oluyor ve ben yokum
Gündeki yediyi uzun zamandır göremedim
Soğuk ve gıcırtılı bir zeminde tepindiğim
Ve hoyratça ılık ılık yaşadığımı özledim
Özlemin ucu hep o ilk ana dokunur
Hayata atılım nefesimizi düşünürüz
Nefes çoktan alışmıştır bize, artık düşünmeyiz
Ama yaşamak hala yapayalnız bir nefestir
Başlamayı bulutlarla anlatabilmeyi isteriz
Gün aşırı yığılan bir güneşe tutunuruz
Güneşin yılları dünyayı hazırlamakla geçmiştir
Ama dünyanın rengi artık giderek solmuştur
Sen ve ben de bu hayatta bir nefese tutunduk
Öylesine bir nefesle bir yakuta dönüştük
Nefesimizi parmak uçlarımıza alıp erittik
Ve suya karıştırarak döngünün birinde sıkıştık
Artık turuncudayız evrenin son zamanlarında
Turuncunun bizdeki hali kırmızıyken kafamızda
Bizse umut etmeden dönmekteyiz evimize
Yaşamanın hevesini aldığımız o ilk ana
İlk adımın acısını solgun ciğerlerimizde
Bir saniyeliğine yapışkan bir kırmızıyla hissettiğimize
Ama çok geç artık dönmek için o ilk ana
An ki yok, saatin yedisi gibi hayatlarımızda
Kırmızı bir elmayı düşünmek bile ne zor şimdi
Kırmızı bir elma
Zor bir ihtimal
Giderek uzaklaşıyoruz evimizden yabancı balıklar gibi
Denizi mavi boyayla boyamıyoruz artık
Şeffaf ve gerçek bırakmak istiyoruz onu
Ve anlıyoruz ki büyüdük, açık kalmış bir musluk gibi
Bir muhabbet kuşunu elimize alıyoruz sevmek için
Onun gözünden dünya, soluk, mavi bir nokta
Bizim de gözümüz açılıyor dünyayı anlıyoruz şimdi
Ve anlıyoruz ki solunca başlıyor yaşamanın kırmızısı



Yüreğimde büyümenin bıraktığı yarığa bir ışık tuttu bu şiir. Buruk buruk yüzüme vurdu yine, o kadar etkileyici olmuş. Ellerine sağlık