koşmaya başladığında özgürsün
gülüşünün bozkırında
uğultulu nehirlere söylenirken şiirler
sana huş ağaçlarının beyazlığıyla bakacağım
sen tenimin meyvesi
baharın gerdanlığı…
kaç yüzyıl olursa olsun
bekleyeceğim
sökülüp atılmazsam eğer yurdundan
aşk yanığı sancıların kabukları gibi
kapanırsa kapansın bir kaç nefes ötedeyken ;
kuzgunlar ve ayışığı derim
ağustos derim gelincikleri yakan
kokunun hafızası kabir diye üzerime
farkına vardığında öğreniyorsun
belki bir ayrılık ya da özlemden sonra
anılarda kalmak yerine yaşamak
kalkarsın sende bir kandil kurumunda belki
alkışlarla kanatlanmak yahut suskunluğun
metropol ışıkları yahut gözlerin
kırık bir yüzük yahut karnındaki çizgi
her gün bir imza karakollarda yahut ey yalnız durak !
koşmaya başladığında özgürsün
gülüşünün bozkırında
uğultulu nehirlere söylenirken şiirler
sana huş ağaçlarının beyazlığıyla bakacağım
sen tenimin meyvesi
baharın gerdanlığı…



