Ruhumu doyurabilecek bir ruh üflendi mi bir bedene,
Bulunmak için arayışa çıktım, veda ettim eski kefene.
Oturup sakince dinlendiğimde fark edildim.
Elim avucum soğuktan yanarken serden geçtim,
Ürküten yansımalar çıkmazda bırakır seferimi,
Yönüm askıda incecik ipin üzerinde neferim,
Ayaklarım titriyor, yüzüm buruk bu cehennem kimin eseri?
Uyku ya da uyanıklık hali fark etmez nedeni belli,
Yalanların kör gözlerime bütünüyle gizlenme biçimi,
Yoluma devam ettikçe izimi süren karanlık karaltı,
Ne zaman dönüp baksam göremem değil eseri rastlantının.
Bu yükseltide konuşan yüzler var her biri ayna yansımam,
Duvarların zihni var ve gerçekliğe çekerler beni her an,
Yolda kaldım bu kervan iz sürerken hakikate,
Beklentimin son dayanağı medet ummak sahteliğe.
Yanmadan aydınlanamam, tek kurtuluşum ateş ve metanet,
“Ne lüzmu var savaşmanın” dedim dönüp kendi gölgeme,
Kirpiklerim kalkan, beynimin içi muharebe alanı,
Artık savaşmanın tek yolu kılıcı kınına bırakmak,
Ortama kaos hakim öyleyse sakinlik şiddet saçar.



