Zebil işler peşinde sefil olmuş et parçaları,
Hukuksuz tavırlarıyla rezil edemez manzaramı.
Güz yaprakları gibi alçalıyor hepsinin değeri gözümde,
Bu düşüşü önleyecek mevsim değil henüz görünürde.
Adi kargalarla barışı kolladıkça getirdiler savaşı kapıma,
Baltalarımı gömüp erteleyemem kaçınılmaz olana,
Öyleyse geldi kan emici çığırtkanlara karşı koyma faslı,
Gerekirse boğulsunlar derin okyanuslarımın sularında.
Bir mürettebat ile teşrif eder izlerim tutunma çabalarını,
Boğulmaktan kurtulamazlar, ne fayda halat atsam?
Çünkü içimde ölenleri diriltemez bir kovan ambrosia,
Ben kendimle hem barışık hem savaş halindeyken,
Ancak ölüm çığlıkları uyandırır beni dingin uykumdan,
Ve aydınlatır evhamımın tertibini yükseklerden esen lodos,
Ahvalim basık karınca yuvalarında galaktik bir yalnızlık,
Geçmişte bugün için ne öngördüysem hepsine yazık.
Geleceğe yazdığım şiirlerin hepsi cebimde saklanır.
İçimdeki şeytanın işine karışmamak niyet anahtarım.
Zira suizan dolu vicdanım, mantığımın kuluçkasını daralttı.
Öyle ki en kurnaz politikam yağmursuz diyarda şemsiye arzı.



