Güneşin turuncu bir mücevher gibi,
Denizin kalbinde eridiği yerdir Özdere.
Toprak, burada sadece toz ve taş değil;
Bin yıllık bir uyanışın, dilsiz habercisidir.
Mandalina dalları sarkar, başlar bereketin dansı
Kışın ortasında bile bir bahar telaşı,
Dallarda sarkan o altın sarısı yük.
Her hasat, toprağa sunulan bir teşekkür,
Her makas sesi, bir bereketli düğün.
Toprak ana, cömertliğini fısıldar rüzgara,
Kökler, tarihin derinliğinden su çeker sofralara.
İmbat eserken akşamüstü zeytinliklerden,
Eski bir dua yükselir toprağın gözeneklerinden.
İlk meyve dalından düşmeden önce,
Niyetler tutulur, eller göğe açılır sessizce.
Toprağı sürmek, bir sevda mektubu yazmak gibidir;
Tohumu atmaksa, geleceğe bırakılan en büyük mühür.
Ege’nin cömert sofrası Çukuraltı’nda
Toprak kokusu, deniz tuzuyla karışır kıyıda,
Bereket, bir salkım üzümde, bir diş enginarda.
Özdere’de her mevsim, bir kutsal ayin,
Toprakla barışık olanın, her daim güler yüzü, kalbi emin.



