Merhaba Deniz Hanım, sizinle Altın Krallık Lidya kitabınız aracılığıyla tanıştık ve eseriniz üzerinden Anadolu ve mitoloji üzerine sohbet ettik. Okurlarımızın da sizleri tanıması açısından kendinizden ve nasıl olup da yazmaya başladığınızdan bahseder misiniz?
Merhaba, ben Deniz Canan. Larende’nin Varisleri isimli Mehmed Çelebi-Timur dönemine odaklanan üç kitaplık tarihi kurgu serisinin yazarıyım. Ayrıca Anadolu mitolojisiyle harmanladığım Lidya döneminde geçen tarihi bir romanım var. Yazmaya çok erken yaşlarda, gezdiğim antik kentlerde yaşamış insanları merak ederek başladım. Benim için, kurduğum hayalleri yazıya dökmek bir ihtiyaç.
Yazdıklarınızı okurken inanılmaz bir bilgi birikimiyle karşılaşıyoruz. Projelerinizin nelerden beslendiğini açıklar mısınız?
Öncelikle benim hayallerimden besleniyor. Hayallerimi tarihle birleştirmeyi seviyorum. Tarihi kentleri gezerken de çok ilham alıyorum. Mekanların ruhunu hissetmek benim için önemli. Bazen bir efsane kırıntısı veya bir antik kentin güzelliği bir romanın çıkış noktası olabilir.
Yazmak oldukça meşakkatli bir eylemdir. Motivasyonunuzu kaybettiğinizde desteğiniz ne olur?
Yazmak uzun zaman isteyen bir süreç olsa da hiçbir zaman motivasyonumu kaybetmedim. Çünkü yazmak benim motivasyon kaynağım. Yazmak beni mutlu ediyor. Bu benim için bir iş değil, ihtiyaç. Çünkü ben yazmaktan uzaklaştıkça eksildiğimi hissediyorum.
Altın Krallık Lidya kitabında Anadolu mitolojisi, Larende’nin Varisleri isimli serinizde ise Osmanlı dönemi ön planda. Bunları seçmenizin özel bir nedeni var mı?Eserinizin başlangıç noktası nedir?
Larende’nin Varisleri de, Lidya da aslında aynı meraktan doğdu. Bu topraklarda yaşayan insanların hikâyeleri. Kendi mitolojimiz, kendi kültürümüz bana çok etkileyici geliyor, kendi topraklarımızda geçen hikayeler yazmayı seviyorum. Bu insanlar kimdi? Lidya’da bir prens Persler üzerine gelirken ne hissetti? Mehmed Çelebi babasının mirasının parçaları arasında, abileri ile mücadele içinde. Neler düşündü? Bunlar eserlerimin başlangıç noktaları.
Altın Krallık Lidya isimli kitabınızda mitolojiyi çok canlı ve etkileyici sunduğunuzu düşünüyorum. Sizin gözünüzde mitolojinin insanlık için ne gibi bir önemi vardır?
Mitoloji her zaman edebiyatın esin kaynağı olmuştur. Aslında mitolojik öykülerin farklı versiyonlarını tekrar tekrar okuyoruz. Mitolojik hikayelerde gördüğümüz iyi ve kötü karakterler, hırslar, gururlar aslında her zaman geçerli. Onu canlı tutmak geçmişe saygı kadar bugünü anlamak için de gerekli.
Larende’nin Varisleri eserinizi de göz önünde tutarsak tarihin hayatımızdaki yerini açıklayabilir misiniz?
Tarih, kim olduğumuzu anlamanın en güçlü yollarından biri. Günlük hayatımızdaki pek çok alışkanlığın, düşünce biçiminin kökleri geçmişte saklı. Çok köklü bir tarihimiz var. Geçmişi bilerek bugünü anlayabiliriz.
Yazma sürecinde eserinizi çevrenizdekilerle paylaşır mısınız?
Hayır, hiçbir şey anlatmam. Kitap bittiğinde eşim okur. Onun fikirleri, değerlendirmeleri benim için çok değerli.
Yazmak isteyen arkadaşlarımıza tavsiyeleriniz neler olur?
Hayallerinizi takip edin, yazmaktan vaz geçmeyin. Her gün yazın. İlk metnin mükemmel olmasını da beklemeyin.
Lidya ile ilgili eserinizin sonu çok güzeldi ve kesinlikle devamı olması gerektiğine inanıyorum. Bu konuda bize bir müjdeniz olur mu? Veya başka bir eserle uğraşıyor musunuz?
Evet, çok yakında yeni bir kitabım geliyor. Anlatacak daha çok hikayem var. Altın Krallık Lidya da Larende de benim için henüz tamamlanmış hikayeler değil.
Bizlere son olarak söylemek istediğiniz bir șey var mı?
Ben yazmaktan çok keyif alıyorum, kitaplarımı okuyanlarla da kurduğum bağa çok kıymet veriyorum. Anadolu’nun hikayelerini birlikte yaşatmaya devam edelim. Bu güzel söyleşi için İrem Hanım size öncelikle çok teşekkür ederim. “Farklı Kadınlar Aynı Satırlar” okuma grubundaki herkese de teşekkür ediyorum. Tekrar tekrar görüşmek üzere.


