• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Söyleşi

2 ÇOCUK EDEBİYATI ÖĞRETMEN KONGRESİ / HASAN TURUNÇ

Hasan Turunc by Hasan Turunc
29 Mayıs 2026
in Söyleşi
0
2 ÇOCUK EDEBİYATI ÖĞRETMEN KONGRESİ / HASAN TURUNÇ
0
SHARES
33
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter
Açılış: İkinci   Çocuk Edebiyatı Öğretmen Kongresi  20-22 Mayıs 2026 tarihlerinde
İstanbul’da  gerçekleşti.  Milli   Eğitim Bakanlığı   Temel  Eğitim  Genel  Müdürlüğünün  Yıldız
Teknik  Üniversitesi  Davutpaşa  Kampüsü  Kongre  Merkezinde   düzenlediği   organizasyona
bakanlık   yetkilileri,   yöneticiler,   akademisyenler,   yazarlar   ve   edebiyat   alanında   çalışmalar
yapan çok sayıda öğretmen katıldı.
Programın açılışında kürsüye çıkan eski Milli Eğitim Bakanı ve Bakan Yardımcısı
Prof. Dr. Nabi Avcı,  kongre kapsamında yapılacak etkinliklerin Türk Edebiyatı’na nitelikli
eserler  kazandırarak  değer  katacak  ve   çocukların  yüreğine  dokunacak  olan  öğretmenlerle
yazarlara ilham olmasını diledi.
“Kalem Beyni Çalıştırır, Klavye Tembelleştirir”: Konuşmasında   “Kalem Klavyeye  Karşı”   ismiyle   yeyımlanan  bir  makaleden   alıntılar   yapan  Avcı,   özetle   kalemle
yazmanın ve fikirleri kağıda dökmenin dijital araçlarla yazmaya nazaran daha çok uyaranla
beyin   nöronlarını   harekete   geçirdiğini   belirtti.   Yazarken   kalem   kullanmanın  daha   kalıcı öğrenmeler sağladığına ve hafızayı güçlendirdiğine dair   bilimsel veriler paylaştı.
Daha sonra cebindeki  kalemi göstererek “Benim kalemim hep yanımdadır.  Dijital
aygıtlar hayatımıza ne kadar girerse girsin, sizin de her zaman yanınızda bir kaleminiz olsun”
demesiyle salondaki bazı öğretmenlerin kalemlerini göstererek sallamaları renkli görüntülere
sahne oldu.
Öğretmen Dünyayı Değiştirir: Bakanların,   yöneticilerin   ve   bürokratların   gelip
geçici olduğunu iyi bir öğretmeninse kalıcı izler bırakabilme gücüne sahip olduğunu belirten
bakan yardımcısı, salonda bulunan katılımcılara “Nabi Avcı Testi” adını verdiği iki soruluk
bir test uyguladı.
Soru 1: Sizler ilkokul birinci sınıftayken Milli Eğitim Bakanı kimdi?
İlk   sorudan  sonra   salonda  bir   sessizlik  oldu.  Eski  bakan,  bu   testi   farklı  ortamlarda  sıkça
uyguladığını ve birinci soruya bugüne kadar sadece bir kişinin cevap verebildiğini belirtti. Bu
kişinin  de  Hasan Ali  YÜCEL’in bakanlık  yaptığı  yıllarda  dönemin Cumhurbaşkanı   İsmet
İNÖNÜ’nün kızı olduğunu açıkladı.
Soru 2: Sizler ilkokul birinci sınıftayken öğretmeniniz kimdi?
Bu sorunun neredeyse herkes tarafından cevaplanabilmesinin “herkes gider, öğretmenin izi
kalır” tezini kanıtladığını ifade ederek bu kongrenin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve tüm
katılımcılara teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.
Kongrenin Satır Başları: Kongre   üç   gün   boyunca   paneller,   atölyeler   ve   bildiri
sunumlarıyla devam etti.  Dijital  Dünyada Erdemli  Birey Yetiştirmek,  Çocuk Edebiyatında
Yapay Zeka ve Etik Sorunlar, Çocuk Edebiyatında Yeni Formlar ve Yaklaşımlar, Kültürel
Mirasın   Aktarımında   Çocuk   Edebiyatı,   Öğretmenler   ve   Ebeveynler   İçin   Dijital   Okuma
Rehberliği,   Bilimsel  Metinler   ve   Çocuk  Okuryazarlığı,   Çocuk   Edebiyatı   Yayıncılığı   ve
Okuma Verileri  konu başlıklarıyla   toplam yedi  panel  düzenlendi.  Bunun yanı  sıra  Dijital
Masal   Anlatıcılığı,   Oyunlaştırılmış   Edebiyat,   Görsel   Okuryazarlık   ve   Kitap   Resimleme,
Çocuk Edebiyatında İllüstrasyonun Yeni Yüzü ve Dijital Çizerlik konu başlıklarıyla toplam
beş atölye düzenlendi. Ayrıca öğretmenler tarafından hazırlanan ve kabul gören bildirilerin
sunumları yapıldı.
Düzenlenen panellerde konuşan akademisyenler, erdemli birey yetiştirmenin gerçek
yaşamla sanal-dijital  ortamlar arasında sıkışan bir olguya dönüştüğünü ifade ettiler.  Ekran
başında geçirilen sürelerin giderek arttığını, bu durumun aynı ev içerisinde yaşayan bireylerin
dahi birbirleriyle geçirdikleri nitelikli zamanları oldukça azalttığını belirttiler.
Neler Yapılabilir?: Her   şey   yetişkin   bireylerin   dijital   rol   model   olmalarıyla
başlayacak.   Hanelerin   içinde   dijital   park   alanları   yaratıp   elektronik   cihazları   oralara
bırakabilmek gerekiyor. Dijital botoksla birlikte nitelikli vakit geçirmek çok önemli. Eleştirel
düşünme  becerisini   geliştirmek,  mahremiyet   bilinci   aşılamak,   empatiyi   ekranların  ötesine
taşımak   ve   güvene   dayalı   bir   iletişim   ortamı   yaratmak   dijital   uyaranların   yaratacağı
olumsuzluklara rağmen erdemli birey yetiştirebilmenin en önemli unsurlarıdır.
“Kuşlar Uçar, Balıklar Yüzer, Çocuklar Oyun Oynar” : Oyun   çocukların   en
doğal  hakkı.  Ailede  başlayan  etkinlik  ve  oyunlarla  çocukların  merak duygusunu harekete
geçirerek sorgulama, anlamlandırma kabiliyetlerini arttıran her türlü zenginleştirilmiş etkinlik
çok  önemli.  Sokakta,  doğada,  parkta  koşturan  mutlu  çocuk   seslerine  özlem duyar  olduk.
Dozunu   giderek   arttıran   dijital   oyun   platformları   çocukları   ve   gençleri   ekran   başına
kilitlemekle kalmayıp, yarattığı bağımlılıkla birlikte bireyleri yalnızlaştıran, sosyal bağlarını
koparan ve onları sanal ortamda hiç de güvenli olmayan bir dünyayla baş başa bırakan uçsuz
bucaksız bir mecra. Bu dünyada şiddeti giderek normalleştiren ve onu ekranlardan alıp hayata
dahil eden; evlerimizde, okullarımızda, sınıflarımızda karşımıza bir tehdit olarak çıkaran bir
kurgunun içindeyiz.
Bugün Kaç Metre Okuma Yaptınız?: Paneldeki  konuşmasına bu çarpıcı  soruyla
başlayan Çocuk İçin İçerik Derneği (ÇİÇEK) temsilcisi, okuma alışkanlıklarımızın oldukça
değiştiğini belirterek artık derinlemesine anlayarak değil durmadan kaydırarak, bol bildirim,
bol reklam ve bol “like” üzerinden anladığımızı zannetiğimiz uyaranlara maruz kaldığımızı ve
düşünme   yetimizi   giderek   yitirdiğimizi   ifade   etti.   Ekranı   kaydıra   kaydıra   heba   edilen
zamanlar nedeniyle üretmeyi bırakıp daha çok tüketmeye odaklanan zihinlerin büyük bir risk
altında olduğunu belirtti.
Bir Kukla Bildirisi: Pandemi   döneminde   aksayan   eğitim süreci   ve   öğrencileri
okuldan uzaklaştıran kötü zamanları  farklı bir yaklaşımla eğlenceli  hale getirerek avantaja
dönüştüren   bir   sınıf   öğretmeninin   bildirisi   dikkatimi   çekti.  Meslektaşımız   ekran   başına
kilitlenip   uzaktan   eğitime geçtiğimiz   o   dönemde   öğrencilerin   ilgisini   canlı   tutmak   adına
dersleri kuklasına anlattırıp öğrencilerinin de kendi kuklalarıyla derse katılmalarını sağlamış.
Bu uygulamanın çocukların derslere devamında büyük katkısı olurken kendilerini ifade etme
becerilerini  de  oldukça  geliştirmiş.  Çok sayıda  kaynaştırma  öğrencisi  olan  meslektaşımız,
oyunlaştırarak   yaptığı   okuryazarlık   etkinlikleriyle   öğrencilerin   sınıfa   adaptasyonu,   ifade
becerileri ve gelişen özgüvenleri ile belirgin bir fark yaratmış. Hikaye oluşturma etkinlikleri
sonrası   ortaya   çıkan   eserleri   çocuk   dergilerinde   yayımlanmış.   Bir   süre   sonra   birkaç
öğrencisinin yazıları düzenli olarak yayımlanmaya başlamış.
“Söz Bittiğinde Gözün Zaferi Başlar”: Bu söz yetişkinlerin çocuklara bilgiyi kendi
bildiklerinden   ibaret   sanarak,   dayatarak   ve   çocukların   hayal   gücüne   adeta   saldırarak
kurdukları her cümle ve bu yaklaşımla yazdıkları her çocuk   kitabı için bir sınır ihlali teşhisi
konularak   söylendi.   Tam   bu   noktada   Yazar   Yalvaç   Ural   sorduğu   şu   soruyla   bizleri
düşündürdü.
“Çocuk Edebiyatı mı, Çocuğun Edebiyatı mı?”: Dijital çağda çocukları pasif dinleyici
olmaktan   kurtarıp,   sürece   aktif   katılan,   edebiyatın   nesnesi   değil   öznesi   olarak   gören   ve
sorgulayarak  keşfetmeye  davet   eden  metinlere   ve   eserlere   ihtiyacımız   var.  Bu  yaklaşımı
vadetmeyen   hiçbir   kaynak   çocukların   dünyalarında   yer   etmeyecektir.   Biraz   susalım   ve
çocuklara kulak verelim. Bırakalım hayal güçlerinin sınırsızlığını keşfedip bizim içimizdeki
çocukları da uyandırsınlar.
Değişen  dünya  düzeninde   çocuk   edebiyatının   basılı   eserlerine   yenilerini   eklerken
zenginleşen formlarla birlikte yazım yöntemlerinin ve okuma kültürünün de güncellenmesi
gerektiği   gerçeği   gün   yüzü   gibi   karşımızda   duruyor.   Dijital   okumanın   hayatımıza   hızla
girdiğini  kabul  ederek,  bu gerçeği   inkar  etmek yerine  bu alandan da   faydalanarak  matbu
kaynakları   zenginleştirmek   ve   daha   ilgi   çekici   hale   getirmek   gerekiyor.   Bunu   yaparken
üretimlerin yaş, cinsiyet ve gelişim düzeylerine uygun olması işin en hassas kısmı olacaktır.
Dünyada hızla gelişen basılı çocuk edebiyatı eserlerindeki değişime uyum sağlamak
zorundayız. Artık kibrit kutusu boyutlarında ya da akordiyon gibi yaylanarak açılan, hareketli
resimlerle boyut değiştiren, yatay formlarda basılıp yana doğru açılarak işbirliği içinde çoklu
okunabilen yeni nesil kitap türleriyle karşılaşmak mümkün.
Yabancı Eserlerdeki Gizli Tehlike: Dünyada çocuk edebiyatı alanında birçok eser
farklı   dillere   çevrilerek   okurlarla   buluşuyor.   Bu   noktada   bazı   eserlerin   içine   gizlenen
yönlendirici mesajlardan arındırılarak bireyleri savurmasına, kendi kültüründen, milli manevi
duygu ve değerlerden uzaklaştırmasına mahal vermemek gerekiyor. Bu tür kaynakların çevirisi
yapılmadan önce işin uzmanları tarafından incelenmesi büyük önem arz etmektedir.
Bir Cüce ile Yedi Pamuk Prenses: Okullarda yapılan müsamerelerde çoğu zaman
klasik   masallar   canlandırılarak   sahneleniyor.   Çocuklara   verilen   rollerin   zaman   zaman
yarattığı  sorunlar  konuşulurken yaşanmış bir  örnek dikkat  çekiciydi.  Bir  okulda öğretmen
Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalını sahnelemek üzere rolleri dağıtmış. Ancak veliler o
denli müdahale etmişler ki herkes çocuğu Pamuk Prenses olsun istiyormuş. Bir kişi dışında
kimse de çocuğunun cüce olmasını istememiş. Öğretmense onca hazırlık ve emekten sonra
oyunu mutlaka sahnelemek istiyormuş. Sahne günü geldiğinde izleyicilerin ağzı açık kalmış.
Sahnede bir cüce ile yedi tane prenses varmış.
Yapay Zeka ve Etik Sınırlar (İçimde İntihal Korkusu Var): Yapay zeka  artık
hayatımızın tam merkezinde ve bu gerçek karşı olsak da savunsak da inkar edemediğimiz ve
sıkça faydalandığımız bir alan. Ancak yapay zeka iyi mi kötü mü, olmalı mı olmamalı mı,

tehlikeli mi güvenli mi? Bu konular sürekli tartışılıyor ve herkes aynı fikirde değil. Telif hakları, adil kullanım,   intihal,   emek  hırszılığı,  doğrulanmamış  yanıltıcı  bilgi   çöplüğü  gibi  birçok   riski içinde barındırıyor. Zihinleri bulandıran bir soru daha var; biz mi yapay zekayı kullanıyoruz,

yapay zekamı bizi kullanıyor? Şu an için biz daha çok kullanıyoruz gibi görünse de onunla
kurduğumuz duygudan yoksun bu bağ onu bize bağımlı hale getiriyor. Yani şimdilik bizim
olduğu   kadar   yapay   zekanın   da   bize   ihtiyacı   var.  Ancak   bizden   aldığı   verileri   biriktirip
harmanlayarak   oluşturduğu   algoritmalar   ne   kadar   büyür   ve   güçlenir   henüz   bilemiyoruz.
Bilinen şu ki düşünen, üreten, duygudan vazgeçmeyen biz olmalıyız. Fikirler ve üretim bizim,
sekreterya işleriyse yapay zekanın olduğu sürece korkacak bir şey yok.
“Görgülü Kuşlar Gördüğünü İşler, Görmedik Kuşlar Ne Görsün ki Ne İşler”: Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü’nün başkanlığında gerçekleşen son panelde
TÜBİTAK   adına   konuşan   konuk   yönetici,   kurum   olarak   temel   hedeflerinin   çocukları
bilime yaklaştırmak olduğunu ifade etti. Uzman bir ekiple nitelikli   bilimsel yayımları yurdun
her  yanına  ulaştırabilmek  ve  bu  konuda   fırsat   eşitliği   sağlamak  gibi  bir  hassasiyetlerinin
olduğunu  belirtti.  TÜBİTAK başkan  yardımcısı,  Bilim  Çocuk  gibi   çok  kaliteli   yayımları
üzerine sürekli yenilerini ekleyerek hiçbir şekilde kar amacı gütmeden tamamen maliyetine
küçük bilim insanlarına ulaştırdıklarını sözlerine ekledi.
Ülkedeki kütüphane ve kitap sayılarındaki artışa değinen Kütüphaneler ve Yayımlar
Genel Müdürü, çocuk kütüphanelerinden sonra 0-3 yaş bebek kütüphanelerinin de açılması ve
yaygınlaştırılması   için   çalışma başlattıklarını   belirtti.   Okuma   alışkanlığının  çok   küçük yaşlarda   kalp   kasını   ve   beyin   kasını   geliştirecek   etkinliklerle   zenginleştirilerek   geleceğe taşınabileceğini söyleyen panel başkanı bunun kütüphanelerde ve doğru kitaplarla mümkün
olabileceğini ifade ederek oturumu kapattı.
Kapanış: Programın  sonunda kürsüye  çıkan Milli  Eğitim Bakanı  Prof.  Dr.  Yusuf
Tekin,   bakanlık   olarak   yaptıkları   çalışmaları   anlattı.   Öğretmenler   odası   buluşmaları   ile
yaptıkları  her   iş  ve  aldıkları  her  kararı  öğretmenlerle   istişare  ederek  hayata  geçirdiklerini
söyledi.   İlki   Ankara’da   yapılan   ikincisiyse   bu   sene   İstanbul’da   gerçekleşen Çocuk
Edebiyatı Öğretmen   Kongre’sini   çok   önemsediklerini   ve   bu   kıymetli   buluşmaları sürdüreceklerini   ifade   etti.   Başlattıkları   “Öğretmen   Yazar,   Çocuk   Çiçek   Açar”   isimli projeleriyle öğretmenlerin yazdıkları öykülerden oluşan seçkileri her sene kitaplaştırarak ortaya çıkan eserleri   okullara   göndereceklerini   ifade   edip   bu   kongrede   emeği   geçen   bakanlık personellerine, üniversite yönetimine ve katılım sağlayan yazarlarla öğretmenlere teşekkür etti. Kongre
fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Bir İstanbul Masalı
Bir varmış bir yokmuş bile demeye kalmadan rüya gibi geçen bir masaldı. Uçakla
başlayan yolculuk boyunca İclal Aydın bana şiir okudu. “Uçak Babama Selam Söyle”
diyordu kızımın sesinden ama onu benden başka ne gören ne de duyan oldu. Pilot, uçağın
saatte 800 kilometre hızla gittiğini söylerken bana sorarsanız gitmiyor havada öylece duruyorduk.
Bulutları görmek için aşağı bakmak pek alışık olduğum bir durum değildi ve çocukken
havada gördüğüm o ejderhalar, dinozorlar, balinalar, kanatlı atlar sanki buhar olup
uçmuştu. Ben bunları düşünürken pilotun sesi yeniden duyuldu. “Kaptan pilotunuz konuşuyor:
19 Mayıs Atatürk’ ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’mız kutlu olsun.” Havada büyük bir alkış koptuğunda uçağın tüyleri ürperdi. Atatürk “İstikbal Göklerdedir” derken ne kadar da haklıydı.
Üniversitede olmak güzeldi. En azından üç günlüğüne üç yanlışım bir doğrumu
götürmeden iyi bir okula girebilmiştim. Aydınlık yüzlü gençlerle bir arada olmak iyi
hissettiriyordu. Akademisyenlerin bilime tuttuğu ışıktan toplayabildiğim kadarını avuçlayıp, karanlık çöktüğünde lazım olur diye
ceplerime doldurdum. Usta yazarların
kalemtraşlarından dökülen kalem kırıntılarını toplarken içimi tatlı bir telaş kapladı.
Tramvay, metrobüs, marmaray, feribot derken bu şehirde hareket ediyormuş gibi
görünen ne varsa yerinde sayıyor, koşturuyor zannedilen tüm insanlar birer heykeli temsil
ediyordu. Değişen tek şey heykellerin yüzleri ve duraklardı, hızla geçip gidense sadece zamandı.
Masalın sonunda İstanbul Boğazı’ndaydım. Tarih tekerrür ediyor ve beni bir türlü
affetmiyordu. Madem bu bir masaldı, neden sonunda devler, canavarlar değil de yine iyiler
kazanmıyordu? Yok yok! Ya henüz masal bitmemişti ya da iyi ile kötü birbirine karışmıştı.
Göz açıp kapayana kadar Galata’nın altından çok sular geçmişti. Boğaziçi Köprüsü
görününce benim boğazım düğümlendi, yutkunamadım. Doyasıya bakamadım da. Kapadım gözlerimi ve sadece sustum. Masal bitti. Sonunda kim kazandı kim kaybetti hala bilmiyorum.
Yine susuyorum ve şairle beraber, “İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı…”

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

Bazen Yalnız Olmak Gerekir / Eyüp Toru

Next Post

EZGİ UĞUR-DİRİM

Hasan Turunc

Hasan Turunc

Next Post
EZGİ UĞUR-DİRİM

EZGİ UĞUR-DİRİM

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • İncir Ağacı / Turgut Gireniz
  • Bilirim / Ertaç Uzunyol
  • Sınav / Turgut Gireniz
  • Baba / Hilal Saraç
  • Babalar Günü / Eyüp Toru

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.