Kıymetli Okur,
Elimizdeki bu kitap, coğrafyanın kaderden çok daha fazlası olduğu bir döneme, yani MÖ 4. yüzyılın görkemli Mylasa Satraplığı’na bir saygı duruşudur. Burası, Ege’nin mavisi ve Oriona Dağları’nın yeşili arasında sıkışıp kalmış, ancak sanatla, aşkla ve büyük kahramanlıklarla kendini ebedileştirmiş Karia’nın kalbidir.
Beni bu hikâyeyi yazmaya iten şey, tarihin tozlu sayfalarında gizlenmiş, fakat günümüze kadar ulaşmayı başarmış o insanlığın parıltısı oldu. Mylasa; sadece devasa surların, anıt mezarının ya da mermer sütunların yükseldiği bir şehir değil; incinin zarafetiyle yaşama dokunan zanaatkârların, şiirle aşkını ilan eden gençlerin ve kılıçlarıyla vatanlarını savunan asil savaşçıların yurduydu.
Bu hikâyede, Artemis’in zarafeti ve cesareti, aşkı için inancı seçen Boreas’ın asaleti ve Niobe’nin masumiyetindeki keşfetme heyecanı, Kayra Ormanı’nın büyülü atmosferinde filizleniyor. Ancak bu güzellik, Mediana Denizi’nin kaotik fırtınaları ve Rodoslu korsanların tehdidiyle sınanıyor. Hermel’in esareti ve ailesinin çektiği vicdan azabı, ülkenin kaderiyle, kişisel fedakârlığın nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. Mylasa’nın huzuru, Prens Agustus’un Halikarnassos’tan gelen kararlarıyla ve yaklaşan büyük tehlikeyle bozulmak üzeredir.
Bu kitap size sadece tarihi bir macera vaat etmiyor aynı zamanda aşkın, inancın ve cesaretin, en karanlık fırtınalarda bile nasıl bir umut ışığı yakabildiğini hatırlatmayı amaçlıyor. Mylasa’nın kadim taşlarında yürürken, rüzgârın fısıltısında o asil savaşçıların kükremesini duyabilmeniz dileğiyle.
Aşk ve İnançla…
Mikail Çağlar


