• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Anlatı

Vermek mi, Yoksa Yön Vermek mi? – Yazar Suat Altınok

Görünen ilgi ile görünmeyen kontrol arasındaki ince çizgi

SuatAltinok by SuatAltinok
15 Nisan 2026
in Anlatı, Araştırma, Deneme, Genel, İnceleme
0
Vermek mi, Yoksa Yön Vermek mi? – Yazar Suat Altınok
0
SHARES
45
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Vermek mi, Yoksa Yön Vermek mi?

Yazar: Suat Altınok

Bazı cümleler vardır, kulağa ilk anda iyi gelir. Hatta insanın içinde bir yere dokunur. Ama zaman geçtikçe o cümlenin ağırlığı değil, altının boşluğu hissedilmeye başlar. İşte o an, duyduğun şeyle yaşadığın şey arasındaki fark ortaya çıkar.

Sevgi de böyle bir şey artık. Söylenmesi kolay, taşınması zor bir yük. Herkesin dilinde ama herkesin içinde değil.

Son zamanlarda şunu daha net fark ediyorum: İnsan, kendine neyse başkasına da odur. Kendine karşı dağınık, tutarsız, hoyrat olan biri; sana karşı düzenli, net ve sağlıklı bir yer kuramaz. Çünkü insan başkasına sunduğu şeyi dışarıdan üretmez, içinden taşır. İçinde ne varsa, eninde sonunda oraya dökülür.

Bu yüzden birinin sana nasıl davrandığından çok, kendine nasıl davrandığına bakmak gerekir. Kendine karşı sabırsız olan biri, sana karşı ne kadar sabırlı olabilir? Kendi içinde huzur bulamamış biri, sana nasıl bir huzur sunabilir?

Bazen insanlar çok verir. Fazla ilgi, fazla yakınlık, fazla söz… İlk bakışta bu bir şans gibi görünür. “Ne kadar değer veriyor” dersin. Ama bir süre sonra o fazlalığın içinde bir ağırlık hissedersin. Sanki verdiği şey sadece vermek için değildir. Sanki o ilginin içinde görünmeyen bir beklenti vardır. İşte tam orada durup düşünmek gerekir.

Çünkü her veren, gerçekten vermiyordur. Bazıları verirken bağ kurmaz, bağ kuruyormuş gibi yapar. Bazıları verirken özgür bırakmaz, yavaş yavaş alan açar. Ve en tehlikelisi; bazıları verirken fark ettirmeden yön verir. Sana değil, senin üzerinden kendine bir alan kurar.

Bu yüzden birinin sana ne verdiğinden çok, verirken seni neye dönüştürdüğüne bakmak gerekir.

Bir de şu var: İnsan kendinde olmayanı bazen fazlasıyla gösterir. İçinde eksik olan bir şeyi dışarıda büyüterek kapatmaya çalışır. Sevgi de en çok bu noktada kullanılır. Gerçekten hissedildiği için değil, hissedilmesi gerektiği düşünüldüğü için söylenir. Ve o cümleler, bir süre sonra kendi ağırlığını bile taşıyamaz hale gelir.

“Seviyorum” diyen herkes sevebiliyor mu gerçekten? Yoksa sadece sevilmek istediği için mi o cümleyi kuruyor?

Bunu anlamanın yolu, sözlere değil, sürekliliğe bakmaktır. Çünkü sevgi, anlık bir duygu değil; bir hâl meselesidir. Bugün var olup yarın yok olan şey, sevgi değil, ihtiyaçtır. Ve ihtiyaç çoğu zaman karşısındakini değil, kendini düşünür.

İnsan kendini sevmeden başkasını sevemez gibi büyük cümleler kurmaya gerek yok belki. Ama şunu söylemek mümkün: Kendine karşı net olmayan biri, başkasına karşı da net olamaz. İçinde karmaşa olan biri, dışarıya düzen veremez. Kendine yabancı olan biri, seni tanıyamaz.

Ve en önemlisi…
Kendi içinde eksik olan biri, sana sunduğu şeyi gerçekten taşıyamaz.

Bu yüzden artık kulağa iyi gelen her şeye inanmıyorum. Güzel söylenen her sözün arkasında durmuyorum. Çünkü insan zamanla şunu öğreniyor: Gerçek olan şey, kendini ispatlamak zorunda kalmaz.

Sessizdir. Ama nettir.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Tags: farkındalıkGüvengüven ile ilgili yazılargüzensizlikle ilgili yazılarilişkilerinsan davranışıinsan ilşkileri yazılarıköşe yazısıPsikolojisevgiSuat Altınok kimdirsuat altınok köşe yazılarısuat altınok yazıları
Previous Post

Aşıklar

Next Post

Şair Ölür

SuatAltinok

SuatAltinok

Suat Altınok, insanın iç dünyasını, vicdanını ve bireyin kendisiyle olan mücadelesini merkeze alan bir yazardır. “Zamanın Gölgesinde – Efes”, “Kayıp Işık: Şems’in Sırrı” ve “Raskolnikov’un Gölgesi: Sonya” adlı üç romanın yazarı olan Altınok, eserlerinde tarihsel arka plan ile psikolojik derinliği bir araya getirerek okuyucuyu yalnızca bir hikâyeye değil, aynı zamanda bir yüzleşmeye davet eder. Farklı platformlarda yayımlanan yazılarıyla edebiyat ve düşünce alanında üretimini sürdüren yazar, karakterleri üzerinden insanın karanlık ve aydınlık yönlerini sorgular. Kesin cevaplar vermekten çok, doğru soruları sormayı tercih eder. Yazmak onun için bir anlatım değil, bir arayıştır.

Next Post
Şair Ölür

Şair Ölür

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Hanımeli Kokusu / Ebruh Yılmaz
  • SANKİLERİN İSMİ KEŞKELERİN ÂMÂ’LARI
  • Başarılı Ressam Batuhan ADIGÜZEL ile Söyleşi / Betül Fırat
  • Geride Kalan / Ceylan Tanas
  • Mizan / Enes Necati Turgut

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.