Yine çiziyordum geçmişin resmini.
Kurnazlığın,
yeni mi?
Sanki bir rüya gibi.
Duymalısın beni, sana anlatacağım gerçekleri.
Gerçek şu ki;
neyi başarırsan başar insanlar sana ihtiyacı kalmadıklarında bırakacaklar,
fakat bıraktıklarında asla aşağı atlamamalısın,
çünkü senin yaratılışında uçmak yoktu.
düştüğünde bırakacaklar,
çünkü onların ellerinde daha fazlası yoktu.
İnsanoğlu kalbini dahi dolup taşırabilirdi.
Kullanım kılavuzunu es geçerek kalplerini yaratılışına uygun şekilde kullanamazlarsa,
en değer verdiğini dahi bu sayede bozabilirdi.
Hayır; dön geriye,
düşeceksin tilki deliğine,
kum saati akarken senin kalbine dökülen umut taneleri, eriyip gidecek.
Tüm bu karmaşaya tek bir şey son verecek.
Ancak gerçek şu ki;
sen hala o tilki deliğindesin.
Umutların erirken tutunduğun dal parçası kırıldıkça duyuyorum düşmemek için
fısıldadığın duaları.
O diyor ki,
kurtarın beni.
Nankör tilki.
Kimse gelmedi sanıyorsun.
Ben geldim, biliyorsun.



