• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Son Düşüş / Mehmet Özkendirci

Mehmet Özkenderci . Mehmet Özkenderci
2 Ekim 2026
. Öykü
0
Son Düşüş / Mehmet Özkendirci
0
SHARES
9
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Sabahattin Ali ‘En kötüsü geç kalmak’ derken ne güzel söylemiş. Hayatımız keşkeler deposuna dönerken bu sözlere katılmamak olası mı? Bu geç kalmak; trene, randevuya, mesaiye geç kalmaktan öte  içinizdeki onca cevherler varken bunu ortaya çıkarmak, çıksa bile değerinin fark edilmemesi.  Keşke bu geç kalışları geri alabilecek saatler yapılsaydı.

Hava yeni yeni ağarırken Halide Hanım bunları düşünüyordu. Aylardır beş yüz metre uzaktaki parkta yürüyüş yaparım diye aldığı spor ayakkabıları dolabının en altında unutulmuştu. Yattığı divandan ellerine tutunmadan kalkmayı denedi tekrar divana çöktü. Bir zaman dinlendikten sonra mutfağa girdi. Dolaptan çıkardığı kayısı marmelatını ince bir dilim ekmeğine bolca sürdü, yürüyüş parkurunda tekrar şekerinin düşmemesi için.  Son kez aç karnına gittiği yürüyüş parkında biraz hızlı yürürken tansiyonu düşmüş, yere savrulmamak için son anda tutunduğu ağaç etrafında üç tur atmıştı. Her kayısı marmelat ve reçeli yapışında aklına rahmetli babası gelir, hüzünlenirdi. Birde küçük bahçelerinde ağaçtan elleriyle topladığı kayısılarla yaptığı pestiller gelirdi. Kevgirden geçirdiği kayısıları altını yağladığı iri bir tepside toplar, tam kurumadan tele asardı. Teldeyken kurumasını beklemez gelip gidip yer bitirirdi. Şimdi diğer ağaçlar gibi kayısı ağaçlarının yerlerine de çok katlı soğuk evler dikilmişti. Marketlerde satılan kayış gibi pestilleri yiyecek sağlam dişler de yoktu artık.

Eşofmanlarını giyip, telefon ve cüzdanını alarak beşinci kattaki asansörün düğmesine bastı. O saatlerde asansörler genelde boştu. Asansör aynasındaki görüntüsü, kendisine bu yaşta spor yapmak neyine, ayakta bile zor duruyorsun eve dön diye düşünüp kararından vazgeçmek üzereyken alt kattaki komşusu düğmeye bastı. Uykulu gözlerle Manidar Hanıma bakıp konuştu.

-Günaydın komşum. Spora mı gidiyorsunuz. Ne güzel bizler gün boyu bir koltuk üzerinde popo ve göbek büyütüyoruz. Emeklilik gelse de sizin gibi spora başlasak. İnsanoğlu bir tuhaf, kemikleri kasları sağlamken yapmadıkları sporu bedenleri her gün alarm verirken yapacaklardı kendisi gibi. İyi günler dileyip ayrıldılar. Duvar kenarlarından ayrılmadan küçük yavaş adımlarla parka kadar yürüyüp en yakındaki banka oturdu biraz nefeslenmek ve dizlerine batmaya başlayan çivilerden umutsuzca kurtulmak için. Parkurda kimler yok ki. Hepsi de bir hikaye hatta romana konu olabilecek tiplerdi. Onun dikkatini en çok çeken kara çarşafa bürünmüş, boyundan fazla kalça genişliği olan hızlı hızlı yürümeye çalışan bir kadındı. Kadının geniş kalçaları üzerine birer tane köşe yastığı bağlanmış gibi her adımda yukarı aşağı sağa sola dönüyordu. Kendisi gibi çok az sayıdaki insanlar parkurda sıkça oturma molası veriyor ya da spor aletlerinin bölümümde oturarak pedal çeviriyorlardı. İçlerinde karşılıklı pedal çevirmeyi unutup koyu bir sohbete dalan çoğu bayan vardı. Bunlar yavaş yavaş pedal çevirirken kaybettikleri kilolarını geri almak için kışın çekirdek çiğneyen yazın dondurma yalayan tiplerdi. Hafif bir rüzgarın yana devireceği dal gibi bir kız mola verdiği anlarda önünden tur üstüne tular bindiriyordu. Birde kaslı ayak ve kollarıyla bu parkın devamlı müdavimlerinden olduğu belli sportmen bir bayan vardı. Yere serdiği bez üzerinde sırt üstü yatıp kısa şortlu kalçalarını zor örterken bacaklarını yanlara doğru sonuna kadar açardı. Bu hareketler yapmak için parkın ortasında onca erkeğin gözünün önüne yapmak yerine evini neden seçmezdi. Bir çok hem cinsi her görüşte onun hesabına utanır, uzunca bir la havle çekip başını çevirirdi orayı terk ederdi.

Günler, geceler, haftalar, aylar aynı döngüyle geçiyordu ki o gün öykümüzün yeni kahramanı tepesinde saç kalmayan, enseden topuzlu birisi girdi. Halide Hanım tekrar yürüyüş parkına dönmüş yavaş ve kısa adımlarla yürümeye çalışırken önünden fırlayan bir kedi leopar hızıyla yan tarafta yiyecek bir şeyler arayan serçe sürüsüne daldı. Ağzında küçük bir serçeyle ilerdeki ağacın altına çöküp bir suçlu gibi kendisine bakmaya başladı. Halide Hanım gördükleri bu sahne karşısında arkasından uzanan bir çift elle düşmekten son anda kurtuldu. 

-Hanımefendi tansiyonuz düştü sanırım. Lütfen koluma tutunup sizi şu kamelyaya götürmeme izin verin.

Halide Hanım İçi ürperirken yabancı ellerden kurtulmak istese bile ayakta duracak gücü yoktu. Çaresiz en yakın kamelyaya kadar kol kola gittiler. Yabancı siz biraz soluklanın ben yakındaki kafeden şekerinizi yükseltecek bir şeyler alayım deyip hızlıca uzaklaştı. Birazda kamelya küçük bir ziyafet masasına dönmüştü. Yabancı adam simidinin üzerine tereyağını özenle sürdükten sonra  önündeki tabağa koydu

-Yanında taze sıkım portakal suyunu içtikten sonra bir şeyiniz kalmaz, parkurda üç tur bile koşarsınız.

Koşmak mı dedi Halide Hanım, ben onu unutalı yıllar geçti. Şöyle düşmeden yürüyebilsem bana yeter. Bu yaştan sonra.

-Ne varmış yaşınızda, sizde birçok yaşıtınız gibi kuaför, güzellik ve spor salonlarından çıkmazsanız aynada bile kendinizi tanıyamazsınız

 Halide Hanım bu yaşa kadar böylesi içten hiç itfiat duymamıştı. Yüzü kızarırken başı öne eğildi. Bir zaman serçelerin ve kargaların birlikte söyledikleri sabah senfonisini dinlediler. Sonra topuzlu bey kendini tanıtmaya başladı.Adım Fuat. Kara kuvvetlerinden emekli Albayım. Generalliğim beklenirken sürpriz bir şekilde emekli edildim. Bir yerde iyide olmuş, yıllarca hiç zaman ayıramadığım kendime döndüm. O yaştan sonra kör kuyulara attığım boyalarımı tuallerimi çıkartıp resimler çizmeye başladım. Bir yerde okumuştum; Çoğu insan için sanat bir görüntüdür. Bir sanatçı için ise nefes alabileceği tek yer.

-Ne kadar doğru söz.  Adım Halide, Türkçe Öğretmenliği yaptım taşrada uzun yıllar. Sonunda baba ocağına döndüm. 

-Hiç mi evlenmediniz?

-Kısmet olmadı diyelim.

Fuat Bey çevreniz bu güzelliği göremeyecek kadar kör olmalı derken bu sefer başı öne eğilmedi uzak bir yerlere takılı kaldı. Yaşamı geri sarılmış film makarası gibi hızla dönmeye başladı. İlk kez sevip sevdiğini fark ettiği biri vardı. Boş bir kağıda yazılan tek cümleyle bitti: Keşke seni daha önceleri tanısaydım. 

Sonraki günlerde Halide Hanım yalpalayarak birkaç kez parka onu görürüm umuduyla gitti. Son gittiğinde Fuat Beyin oğlum diye tanıttığı kişiye sordu:

-Fuat Bey buralara gelmez oldu, bir rahatsızlığı mı var?

Genç adam spor aletinden inip karşısında ilk kez gördüğü kadına konuştu:

-Hanım Efendi ben Fuat Bey diye birisini tanımıyorum ki nereden bileyim rahatsız olup olmadığını.

-Nasıl yani, Fuat Bey sizin babanız değil mi?

Genç adam kendisinden iyi bir haber bekleyen Halide Hanımı bu sefer üzmemek için sesini yumuşatarak konuşmaya başladı. Babam sekiz yaşımda iken kalp krizinden vefat etti.

O an Halide Hanım son kez yere düştü.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Önceki Yazı

SAHİLDEKİ PARANTEZ / TURGUT GİRENİZ

Sonraki Yazı

Pembe Evde Hanımeli

Mehmet Özkenderci

Mehmet Özkenderci

Sonraki Yazı
Pembe Evde Hanımeli

Pembe Evde Hanımeli

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ekim 2026
  • Eylül 2026
  • Ağustos 2026
  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Ayine / Ünzile Talu
  • Budizm ( Buda’nın ) Öğretisi / Aşk Yazarı Mustafa Çifci
  • Görmedik Duymadık / İlhan Günay
  • Çürümenin Sıradanlığı / Mecit Öztürk
  • Duran Adam / Mehmet Özkendirci

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

imunify-bot-check
KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.