Şimdi televizyonu açın bakın şöyle ailecek izlenecek dizi sayısı bir elin beş parmağını geçmez. Eski diziler bir başkaydı. Bir ruhu bir anlamı bir havası vardı. Nostalji kokardı bizim diziler. Biraz da bizim gibiydi. Sıcacık içten, mahalle dizileri şimdi yerini sempatik mafya ve coğrafyalı aşiret dizilerine bıraktı. Şiddet sokakta, evde, okulda, toplu taşımada derken bir de ekrana taşındı ve tuttu da. Eski diziler ailenin sıcaklığını, tatlı dedikodularını, dertlerimizi, tatlı atışmalarımızı, sokak kültürümüzü, mahalle komşularımızı anlatırdı. Komedide oldu mu tadından yenmezdi! Biz o dizilerle büyüdük, evlerde topuklu ayakkabılarla girilmeyen , evin içinde abiyelerle dolaşılmayan, kahvaltı kültürünün olduğu, gayrimeşru ilişkilerin meşru olmadığı dizilerle..
Şimdiki televizyon ahlakı bir başka. Kadını güçlü olarak değil de kuma, ezilen ötekileştiren, gayrimeşru ilişkilerin yumağı haline getirip normalleştiren, bireysel silahlanmaya teşvik çeteleşmeye müsait bunu da sürekli sokaklara atfeden çatışmanın eksik olmadığı, kötülüğün her türlüsüne şahit sokakların olduğu bir dünya tanıtıldı dizilerde. En kötü örnekler evimize kondu. Şiddet romantikleşti, kadın değersizleşti, aile ilişkileri laçkalaştı ailenin temelleri kökünden sallandı. Aldatan aldatılan bunu da normal gösteren, özendiren diziler izlendi izleniyor hem de büyük reytingle!
Reyting başımızın belası. Gündüz kuşağının da ondan eksik kalır yanı yok hani. Zihnimiz her gün kirleniyor farkında olmadan. Ruhumuz acı çekiyor dünyanın kötülükleri karşısında sadece sihirli kutuya sığıyor yoğun temponun molası onda da şiddetin her türlüsüne maruz kalıyor. İyiyi güzeli özendirelim desek reytinge takılırız. Bizimkisi eskiye özlem neyse ki birkaç eli yüzü düzgün dizilerin varlığı mutlu ediyor bizi.



