Martı sesleri duyuluyor ufukta
Sanki seni özlüyor gibi
Uzakta bir adam ekmek kırıntıları atıyor onlara
Martılar coşmuş rızıklarını topluyorlar tek tek
Bense bir bankta oturmuş bir şiir yazıyorum
Uçsuz bucaksız denizin kıyısında
Sonra simitçi geliyor elinde tezgahı
Ekmek parası için çırpınıyor bağıra bağıra
Bir an sessizlik çöküyor gökyüzünde
Bulutlar üzülmüş belli
Akıtmaya başlıyorlar gözyaşlarını
Arkama dönüyorum
Bir dolu insan
Telaş içinde koşuşturuyorlar
Yolun kenarındaki güzellikten habersiz
Saatin icadına üzülüyor deniz
Kimse onu fark etmiyor bile
İçimdeki sessizlik çığ gibi büyüyor
Bir nefes alışımı duyabiliyorum
Bir de arkamda geçip duran araba seslerini
Uzanıyorum tek oturduğum şu banka
Bakıyorum gökyüzüne
Sanki önceden daha parlaktı
Güneşten ziyade bulutlar aydınlatıyordu İstanbul’u
O da insan kargaşasından yorgun düşmüş
Artık hüzünle ıslatıyor bu şehri
Bazen yürümek istediğimi hissediyorum
Bazen
Uzaklara … Çok uzaklara
Belki bir köye, belki bir kasabaya,
Ama doğaya kavuşmaya
O ışıltıyla buluşmaya



