Öncelikle, yıllar boyunca Tıp ve Sanat alanının, birbiri ile bir bütün oluşturduğunu bilmemiz gerekmektedir. Tıp ve Sanat alanı, geçmişte olduğu üzere, günümüzde de hayati anlamda çok ciddi olarak önem arz eden kritik açıdan büyük bir dikkat gerektiren, muazzam, kıymetli değerler bütünüdür. Tıp, öğreticilik yeteneği ve kabiliyeti yüksek olan teorik ve uygulamalı olarak icra edilen bir ‘’ Sağlık Bilimi ‘’ dir. Günümüzde, genel olarak her türlü hastalığa yakalanma ihtimalimiz mevcuttur. İhtimaller dahilinde yakalanacağımız hastalıkların kendi içinde değişkenliği muhakkak söz konusudur. Velev’ki, herhangi bir hastalığa yakalandığımız düşünüldüğü’nde ; hastalığı atlatabilmek için önce psikolojik ve sosyolojik rahatlamaya mutlaka ihtiyaç duyulmaktadır. Hastalığa karşı, en büyük mücadele gücümüz, en büyük direncimiz moral ve motivasyonumuzdur. Psikolojik ve Sosyolojik rahatlamalar, moral ve motivasyonumuzun en temel prensibidir. Beynimizi ve duyu organlarımızı olumlu yönde etkileyecektir. Beynimizin kendisi ve algılama noktaları birbirinden değerli çeşitlilikler göstermektedir. Her insanın hayata bakış açısının farklılığının nedeni de ; ‘’ Beynimizdeki algılama noktalarının ‘’ çeşitliliği’nden dolayıdır. Beynimiz bir yönetim merkezidir. İş ve işlevlerimiz ; beynimizin onayı ile başlar, devam eder ve zamanı geldiğinde sonlanır. Konu bağlamında belirtmek gerekir’ki, Psikoloji’de ; Kaygı ve Stres yönetimi diye bir bölüm vardır. ‘’ Bireylerin duygusal ve fiziksel tepkilerini dengeleyerek günlük yaşam kalitesini artırmalarını hedefleyen önemli bir süreç ‘’ olduğu ifade edilir. Beynimizin algılama anlayışı ve biçimi, hayatımızı psikolojik ve sosyolojik olarak doğrudan etkilemektedir. Algılama anlayışı ve biçimini önemli ölçüde etkileyen kritik ve hayati değerlerden biri de elbetteki sanatın ta kendisidir. Sanat, herkes tarafından kabul edilen iyileştirici bir güçtür. Hayata dair bakış açımızı büyük bir oranda faydalı anlamda değiştirmektedir. Moral ve motivsyonumuzu güçlendirmenin, zenginleştirmenin, hayatımızı renklendirmenin, ruhumuzu dinlendirmenin adı ve mutlak kaynağı Sanat’tır. Nasıl’ki ; kişiler, isimler, yaşam tarzları ve hayata bakış açılarımız farklı ise Sanat’ta, pek tabii dir’ki kendi içinde farklılık göstermektedir. Resim, Heykel, Grafik, Tiyatro, Fotoğraf, Müzik gibi bir çok sanat alanı vardır. Resim, Heykel, Grafik, Fotoğraf ve Tiyatro Sanatı görsel algılamanın kriterleridir. Müzik Sanatı ise işitsel algılamanın kriteridir. Beynimiz, hangi algılama kriteri’nden veya kriterleri’nden faydalanacağını gayet iyi bilmekte ve vücudumuzun ‘’ duyu ve eklem koordinasyonunu ‘’ ona göre hareket ettirmektedir. Beynimizin içi görüntülendiğinde işlevsel olarak 4 çeşit loba ayrılır, bunlar tıp literatürü’nde ; temporal, frontal, parietal, oksipital lob olarak bilinmektedir. Bununla birlikte ; beyin yapısının derinlerinde hipotalamus, hipofiz ve epifiz bezi, amigdala ve hipokampus yapıları bulunmaktadır. Söz konusu ifade edilen, belirtilen bu lob’lar, beynimizin temel işleyişi’nden, duygusal ve mantıksal zeka oluşumundan sorumludur. Beynimizin algılama anlayışı ve biçimi, duygusal ve mantıksal zekaya bağlıdır. Sanat ve Sanat Pratikleri’nde yerine göre duygusallık, yerine göre mantıksallık aranmaktadır. Teorik ve uygulamada mantık, sezgisellik ve hissiyatta’da duygusal kavram ön plandadır. EEG’nin de ne olduğunu ifade etmek ziyadesiyle önemlidir çünkü bu bağlamda algılanma ve yorumlanma veya yorumlama yapılabilecektir. Tıp literatürü’nde ; EEG, Elektroensefalografi, beyindeki elektriksel aktiviteyi kaydetmek ve Nörolojik sorunların belirlenmesi için dünyada 1940’lardan beri kullanılan güvenli bir testtir. Belirtilen ifadelerin doğrultusunda açıklanması gereken ; Sanat Pratikleri 19. 20. ve 21. yüzyılda ortaya çıkmaktadır. Sanat Pratikleri’nin kullanımında pek çok malzeme bulunmaktadır. Çağdaş Sanat’ta, sanat pratikleri ön plandadır. Sanat Pratikleri’nde ‘’ Teknolojinin gelişimi ve sanayileşmenin ‘’ ortaya çıkışı ile birlikte ‘’ fotoğraf ve fotoğraf karelerinin ‘’ işlevselliği aktiftir. Fotoğraf üzerinde değiştirilen renkler, objeler vs. algılama anlayışı ve biçimini de değiştirmektedir. 25 yaşındaki genç bir hasta ile 70 yaşındaki yaşlı bir hastaya EEG testi uygulandığı varsayıldığı’nda ; hafızalarındaki resim veya fotoğraf karşısında, beynin elektiriksel aktivite görüntülemelerinin, duygusal ve mantıksal işlevselliğe göre çeşitlilik gösterebilme ihtimali vardır. Bu durum kişiden kişiye göre farklı yorumlanabilir. Aynı zamanda Sanat ve Sanat Pratikleri, beynimizi reforme eden bir alandır. Eski – Yeni ve İyi – Kötü algısı, sanat ve sanat pratikleri sayesinde kolaylıkla anlaşılabilmektedir.
‘’ Sanat Pratikleri’nin, Beynin EEG Görüntüleri’nde oluşturduğu etkiler ‘’ bağlantılı olarak ifade edildiği üzere ; elektiriksel aktivite görüntülemeleri ile ilişkilidir. Duygusal ve Mantıksal kavramlar bu bölümde esas görevi görmektedir. Resimlerin, fotoğrafların ve hatta heykellerin hafızadaki oluşumunun izleri bile EEG Görüntüleri ile eşleştirilebilir. Huzur, mutluluk yada huzursuzluk, üzgünlük hisseden kişinin beyin algısı elektiriksel aktivite görüntülemeleri ile ilgili uzmanlar tarafından daha iyi anlaşılmaktadır. Örneğin ; Herhangi bir kişinin, fotoğrafa baktığındaki yorumlaması, bir tuval üzerindeki çalışması, etrafındaki kişiler tarafından anlayış açısından, algısal ve biçimsel yönde olumlu veya olumsuz olarak değerlendirilebilmektedir. Konu bağlamında farklılık ve çeşitlilik esastır. Sanat Pratikleri’nin Kalp Ritmi’nde oluşturduğu etkilerde ise ‘’ Heyecan, Korku, Neşe, Mutluluk ve Üzüntü gibi ‘’ psikoloji durumu mevcuttur. Heyecan duyulduğunda Kalp hızlı atmakta ve kanı normalden çok daha hızlı bir şekilde pompalamaktadır. Korku duygusu’nda da aynı şekildedir. Beynimiz ve Kalbimiz birbiri ile bağlantılı olarak hareket etmektedir. Beynimiz, neyi, nasıl ve ne şekilde algılarsa, Kalbimizde, beynimizin bu durumuna istinaden uygun bir şekilde işlevini yerine getirmektedir. Canlı yada mat renklerin kullanıldığı bir yağlıboya çalışması, devasa bir heykel, korku içerikli bir fotoğraf veya fotoğraf karesi, beynimiz tarafından algılandığı an’dan itibaren kalp ritmi de ona göre artar yada azalır. Beynimiz, kalbimiz başta olmak üzere vücudumuzun her bir bölümünü duygusal ve mantıksal tepkimeler sonucu adeta talimatlandırmaktadır. Mutluluk – Mutsuzluk hali, Üzgün – Neşeli hali insan psikolojisinde, toplum içinde çeşitli anlamda algılanmaktadır. Bir resim yada fotoğraf kimisi için huzuru, mutluluğu ifade ederken, kimisi içinde üzgünlüğü ve korkuyu ifade edebilir. Duygusal ve mantıksal tepkimelerini, doğru ve akılcı bir şekilde bir şekilde yöneten, yönlendiren bir insan, ailenin ve toplumun mistik bir gücüdür. Ve unutulmamalıdır’ki bu mistik güç ailenin ve toplumun içinde, anlık yaşamsal değerlere göre farklılık göstermektedir. Beyin, aklın ve mantığın yansıması, kalpte ruhun aynısıdır.


