Hayatı yaşamak ile yakalamak arasında gidip geliyorum. Ne hayatı yaşayabiliyor ne de hayatı yakalayabiliyorum. Gençlik yaşları çokça hayal kırıklığı çokça tecrübeyle dolu. Yol uzun yolculuk uzun.
Durup düşünüyorum. Ben ben olmasaydım kim olurdum? Çok mu güzel çok mu zeki, çok başarılı olurdum? Her şey ne çok değil mi? Bir ben yokum içinde içindeyim sadece. Aynada soruyorum kendime. Ben ben olmasaydım kim olurdum diye. Oyun hamuru değilim ki istediğim şekli vereyim kendime. Renklerin hangisini sürsem de görseler içimi bir kere. Mükemmeli aradıkça haneme bir eksi daha atılıyor. Tamamlamaya çalıştıkça eksiklikler kabardıkça kabarıyor. Kendimi olduğum gibi kabul etmek.. Bu kabulleniş ne zor. Bir demiri büker gibi, bir kalemi en sivri hâliyle açar gibi ben de en keskin en uslanmaz taraflarımı törpülemeye çalıştım. Ne kadar ben oldum. Ne kadar başarılı oldum tartışılır. İmkanım olsa kendime karşıdan bakmak isterdim. İnsanlar bana bakınca ne görüyordu mesela. Korku mu, nefret mi, saygı mı, merhamet mı, şefkat mı? Benim aynada göremediğim neyi görüyorlardı ya da görmek istiyorlardı. Olduğum gibi kabul ediyorlar mıydı yoksa oldurmak istedikleri gibi mi kabul edeceklerdi bilemiyorum. İnsanlar bende kendini görüyordu da ya ben kimde görebilirim kendimi? Kendime karşıdan nasıl bakabilirim sahi?


