• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Hayat Kadını / Mehmet Özkendirci

Mehmet Özkenderci by Mehmet Özkenderci
8 Temmuz 2026
in Öykü
0
Hayat Kadını / Mehmet Özkendirci
0
SHARES
3
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Güneşin dört mevsim yüzünü göstermediği grinin onlarca tonundaki yaz kış soğuk yüzlü dar sokak, gecenin en koyu saatlerinde yüz metre ilerdeki ışıl ışıl İstiklal Caddesine inat daha da karanlıktı. Sarı soluk yüzlü sokak lambası ancak birkaç metre ötesini titreyerek zor aydınlatıyordu. Yarım asra aylar kala milyarlık dünyada gölgesinden başka kimsesi olmayan soyadı gibi bir kemancıydı Harun Tekdal. İlk kez girdiği bu sokakta bir şarkıdan çok feryadı andıran sesle yerinde çakılıp kaldı.

-Bilmem ki bu dünyaya ben niye geldim…

Şarkı devam ederken bu söyler takılı plak gibi beyninde hep aynı yerde dönüp duruyordu. Bilmem ki bu dünyaya ben niye geldim. Ömrünün büyük bölümünde değişik mekan ve zamanda sayısız sanatçıya eşlik eden Kemani Harun Tekdal dar sokaktan taşıp yıldızlara uzanan ses susunca yürüyebildi. Bekar evinde masaya elindeki poşeti boşalttı. Birkaç paket sigara, iki şişe şarap biraz peynir ve leblebi. Kimsesiz uzun saatler başka nasıl geçerdi? Masaya oturmadan o şarkıyı çaldı. Bilmem ki bu dünyaya ben niye geldim… Sahi kendisini bu dünyaya getirip terk edenler kendisini bu dünyaya neden getirmişlerdi. Birkaç denemeden sonra aynı şarkıyı söylemeye başladı. Sözler boğazında düğümlenmişçesine boğuk ve soğuk çıkıyordu. İçmenin de tadı tuzu yoktu artık. Sırt üstü yatağa uzanıp uyku tutmayan gözlerini tavana dikti. Kim di bu kadın? Hangi baba ya da koca dayağından kaçmıştı? Belki de dünyanın en masum günahını işleyip sevdiği adamın ihanetine uğramış. Bir şarkıyı böyle feryat eder gibi haykırmasının nedeni bunlardan belki hepsiydi. Öğleye doğru sırtı tutulmuş halde yatağından doğruldu, sigarasından derin bir nefes çekip boğulurcasına öksürmeye başladı. Pencereyi açtı, derin derin nefes çekince kendine gelebildi. Dudaklarında hep aynı şarkı vardı, söylemekten vazgeçip mırıldanmaya başladı. Bilmem ki bu dünyaya ben niye geldim…

Üç yıldır çalıştığı pavyona erkenden gitti. Sahnede genç bir kadına uduyla eşlik eden yirmi yıllık arkadaşı ve yenilerden bir darbukacı vardı. Arkadaşı kendisini görünce çalmayı bırakıp seslendi.

-İyi kemancı lafın üstüne gelirmiş. Biraz önce seni andık bu şarkılar Harun’suz geçilmez diye.

-Estağfurullah.

Yarım kalan şarkı yeniden çalınmaya başladı. Genç kadın cırtlak sesiyle ‘Neden saçların beyazlanmış arkadaş sana da benim gibi çektiren mi var’ derken kabarık sarı saçları ve gülen yüzüyle şarkının içine ediyordu. Belki hoplayıp zıplayıp iri göğüslerini sallayarak daha neşeli bir şarkı söylese mahur gözlü müşteriler alkış yağmuruna tutardı. İsteksiz ve dalgın hali arkadaşının gözünden kaçmamıştı, şarkı bitince sordu.

-Hayırdır Harun yüzünden düşen bin parça, bin yıllık yorgun gibisin. Uykunu delik deşik eden ahu gözlü yengemiz kim?

-Ne yengesi? Yüzünü bile görmedim.

-Daha da kötüsü seni görmeden böyle çarpanı ya görürsen neler yapmaz Allah bilir.

Provaya ara verilince Semih bir kadehle Harun’un yanına geldi. O kendisinin sırdaşı, dert ortağıydı. Gece olanları anlatınca arkadaşının gözleri parladı.

-O’lum sen piyangoyu tam tutturmuşsun. Piyasada böyle içten şarkı söyleyen kaç kişi kaldı. Hepsi estetik harikası, zengin metresli, çırtlak sesli ne söylediği anlaşılmayan hatunlarla dolu. Erkeklerin çoğu üçüncü cins çakma Bülent Ersoy. Ya da hoplayıp zıplayıp anlaşılmaz sözler söyleyen yeni yetmeler…Menajerliği yaparsın paran en az ikiye katlar. Hem de yalnızlığa veda edersin.

Ertesi gün aynı sokağa gitti. Sesin geldiği dört katlı gri eve gitti. Giriş katından yukarı katlara çıkarken dün geceki sesin sahibini sormaya başladı. Üçüncü katta da beklediği yanıtı alamayınca son katın ziline uzun uzun bastı. Tam umudunu kesmişken boyaları dökülmüş kapı gıcırtılar çıkarak aralandı. İçerden balıketinden biraz irice bir kadın ‘Kim bu münasebetsiz günün bu saatinde kudurmuş mu’ diye söylenerek başını uzattı.

-Koçum dükkan kapalı sen akşam sonu gel.

-Özür dilerim bir bayanı arıyordum.

-Tamam işte tam yerine geldin. Akşama gel, kızlarımızın hepsi manken gibi seç beğen yat.

-Ben manken gibi güzel kızlar aramıyorum. Dün gece pencereden sokağa taşan bir kadın sesi vardı. Onu arıyorum.

-Sen Hale’yi arıyorsun. Yani Hatiçe’yi …Sabah erkenden gitti akşama döner. Sahi sen plakçı mısın yoksa gazino patronu mu?

-Keman çalıyorum, patrona bahsettim gelsin bir görelim dedi..

Akşama kadar saatler değil dakikalar geçmek bilmiyordu. Tünelden Karaköy’e geçti, Galata köprüsünün altındaki bir kahvehaneye gitti. Daha epey zaman vardı tekrar geldiği yoldan İstiklal caddesine çıktı. Gördüğü sinemanın afişine bakmadan ilk sinemaya girdi. Boş gözlerde perdeye bakmaya başladı, aklında o kadın ve sesi vardı. Filmin sonunu beklemeden çıktı. Daha epey zaman vardı, İstiklal caddesini Taksim meydanından Tünele kadar iki kez adımladı. Aklına sabahtan beri midesine bir lokma düşmediği geldi hiç acıkmamasına karşın. Bir tostçuya gitti… Zaman geçmek bilmiyordu sanki zaman durmuştu. Taksim meydanında bir banka oturdu, hava bir türlü kararmak bilmiyordu. Kalkmak üzereyken karşısında oturan otuzunu geçmiş perişan yüzlü kadın dikkatini çekmişti. Devamlı ayaklarını sallayan, kendi kendine konuşan kadın birden yerinden fırlayıp hareket eden İstiklal caddesinde hareket halindeki tramvayın önüne atladı. Acı bir firen sesi İstiklal caddesinin sonuna kadar ulaştı.

O akşam gri sokağa değil evine döndü. Gördükleri gözünden silinmiyordu, isteksizce doldurduğu şarap bardağının yarısını bile içmedi.  Ertesi akşam soğuk gri sokak daha da soğuk ve griydi, kararsız adımlarla kadının bulunduğu sokağa yöneldi. Sokağı baştan aşağı üç kez adımladıktan sonra kadının bulunduğu evin zilini kısa kısa iki kez çaldı. Kapıyı sabahki kadının inadına mankenleri andıran uzun siyah saçlı esmer güzeli bir kadın dudaklarını yalayarak açtı.

-Hoş geldiniz beyim içerde dizi dizi birbirinden güzel kızlarımız emrinize amade seni bekliyor.

-Şey ben Hatice Hanımı arıyordum.

-Hale’yi soruyorsunuz galiba. Artık hiç gelmeyecek. Dün tramvayın önüne atlayarak intihar etti. İçerde ondan daha güzelleri var koçum.

Temmuz akşamında gri sokak buz kesmişti. Kadının sesi kulaklarındayken şarkısını söylemeye devam etti çevresindeki bakışlara aldırmadan.

…Biz zamanlar bende deli gibi sevdim

O bana dert ben ona mutluluk verdim

Yıllardır soruyorum bu soruyu kendime

Bilmem ki bu dünyaya ben niye geldim…

 

Kim bilir kimin neler çektiğini kül bahçelerine güller ektiğini. Sahi kim di hayat kadını…Hayat veren mi? Hayatını veren mi?

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

Küçük Otun Bilinmezliği / İsmail Ovayurt

Next Post

Culpa Mia

Mehmet Özkenderci

Mehmet Özkenderci

Next Post
Culpa Mia

Culpa Mia

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Culpa Mia
  • Hayat Kadını / Mehmet Özkendirci
  • Küçük Otun Bilinmezliği / İsmail Ovayurt
  • Türk Edebiyatında Bilinen İlk Türk Yazar / Aşk Yazarı Mustafa Çifci
  • Çağırma / Bülent Ertekin

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.