Bugün evde tatlı bir telaş vardı. Bir yandan dip köşe temizlik yapılıyor bir yandan da birbirinden güzel yemekler hazırlanıyordu. Bayram değil seyran değil. Bu hazırlık kime? Merakla mutfağa koşup anneme sordum.
-Hayrola anne. Misafir mi geliyor?
-Evet oğlum. On bir ayın sultanı geliyor. On bir ayın sultanı mı? Gözlerime inanamıyordum. Demek ki bir sultan bizim mütevazi evimize misafir olarak geliyordu. Bu harika haberi herkese anlatmalıydım. Birden sokağa fırladım bütün kapıları çaldım. “Duyduk duymadık demeyin on bir ayın sultanı geliyor! Hem de bize geliyor. ” Mahalleliyi de bir sevinç sarmıştı. Nihayet o geliyordu gönlümüzün en tatlı misafiri ruhumuzun şifası. “Duydunuz mu çocuklar on bir ayın sultanı geliyor hem de bizim eve!” Çocuklar şaşkın şaşkın bana bakıp kahkaha atıp gittiler. Şaka yapmamıştım ki. Bizim bakkal Rıfat abiye de koşup söyledim.
-Hey Rıfat abi. Duydun mu on bir ayın sultanı geliyor. Hem de bize. İlk defa bir sultan kaftanıyla ordusuyla bize geliyor. Bakkal Rıfat abiyi bir gülme tuttu. “Hay Allah iyiliğini versin Ramazan dedi. Sen beni güldürdün Allah’ım seni güldürsün. Çok yaşa! ”
Bakkal Rıfat abide inanmadı bana diğerleri gibi güldü. Neden ciddi olduğumu görmüyolar ki! On bir ayın sultanı geliyor hem de evimize. Çabucak eve gittim. Evde hummalı çalışmalar devam ediyordu. Mutfak alışverişi yapılmış bile. Mis gibi kokular yükseliyordu mutfaktan. Akşam olmak üzereydi. Herkes sofranın başında oturmuş bekliyordu. Birini bekledikleri belli. Bu olsa olsa on bir ayın sultanı olmalı. Ezan okundu. Herkes afiyetle yemeklerini yerken birden durun dedim. “On bir ayın sultanını beklemiyor muyuz. Nerde kaldı gelen giden yok. Koskoca sultan geliyor evimize. Onu karşılamak gerekmez mi dedim.” Bütün ciddiyetimle. Ne var ki herkes kahkaha ile bana baktı. Kimi gülmekten konuşamıyordu. Babam tebessümle bana baktı. Ve şöyle dedi.
“On bir ayın sultanı geldi oğlum. O senin bildiğin gibi etten kemikten değil. O gönüllerin sultanı kırgın yüreklerin mimarı. Zenginin ikramı fakirin dostu. Ramazan bir iklimdir. Yazın serinletir kışın ısıtır içimizi. Senin gibi Ramazan gibi. “
-Yaa dedim içimden. Meğer ne hayaller kurmuştum. Ramazan dostlukmuş, paylaşılan sofralar o sofralardaki mutluluk, en güzel ikram. En güzel şifaymış. Kim bilir belki bir gün bizim evimize de bir sultan uğrar olmaz mı?


