ötekileşmiş sıfatlardan arda kalıp
başka isim bilmeyenlerin başkalaştırdığı bizler
yasakladıkları tüm sesler
ve başkaldırmaya gelince iş,
ismimi hatırlayanın buyrukları.
ölmeyeyim diye yuttuğum ezgileri şimdi duyuyorum:
“ah, benim kimliksiz hükümlerden sınırlar giyip de
zamansızlığa soyunamayan çocukluğum!”
kusurun çelmesine takılıp hissizlikten kanayan dizler,
başını dahi kaldırmadan çabalarken kalkmaya
boynunun uzunluğunu fark ettiler.
işte şimdi yutkunduğumdur haberci ezgilerim:
“kusurlarımı soyunup kutsadığım gün,
kılığımı giyenleri de yok ettim.”