Bir şeylerin peşinde koşmak,
Eninde sonunda insanı bitirecekti.
Fakat bitme fikri,
İnsanın aklında bitmiş;
Birikim için en değerli zamanını
Tüketiyordu.
Pervasızca,
Hayasızca;
Yarı aç,
Yarı tok karınla,
Bazen var,
Bazen yokla;
Ki genelde
Varla yok arasında.
Üstüne de
Biraz yağ sürdün mü,
Hepsi afiyetle yerdi.
İşte,
Bir halkı
Lafla doyurmanın
En kolay tarifi.
Lafla peynir gemisi
Yürümezdi.
Ama ecdat,
Karadan yürüttü gemileri;
Yüzyıllar önce,
Çağ kapatıp
Çağ açtı.
Fakat
Çoğunun kafası
Hâlâ orada kaldı.
Yıl,
İki bin bilmem ne.
Dünyanın yaşı işte:
Alt tarafı da su,
Üst tarafı da su.
Ama yağmur yağmadı mı,
Herkes panik,
Herkes telaşla.
Vahlar,
Tühler eşliğinde;
Herkesin repertuarında olan
O meşhur dizeler,
Herkesçe tekrarlanır.
Herkesçe bilmek önemli;
Yoksa
Nasıl ulaşacaksın
O kafalara?
Ulaştın diyelim;
Peki,
Konaklama ne olur
Bize, abla?
Fiş almasak,
Kaldı mı fiş?
Otomatik,
Finish.
Cash or card,
Fark etmez, canım;
Sen ver,
Gerisi
Dont worry.
Halkım
Alkışladı,
Geleni geçeni;
Gelen geçen de
Bize biraz
Geçirdi.
Üstümüze giydik
Beyazlar içinde
Kefeni;
Yahut
Evdeki son kalan eşya olan
Perdeyi.
Peder bey diyen gençler,
Neresinden tutacaktı
Bir işin?
Vardı bunda da
Bir iş,
Ama çok yoktu.
İşte, işten
Geçmişti.
Emekli olan,
Olsa olsa
En fazla
Emeklerdi.
Ama öğrendik,
Yürümeyi,
Düşe kalka,
Da olsa,
Olmadı.
Uçuş moduna alınmış
Zihinler,
Uçuşuyordu
Bir karış
Havada.
Hava soğuk,
Hava sıcak olsa
Ne yazar?
Kasa dolsa,
Boşaltan çok olur,
Evelallah.
Yapılacak bir şey yok,
Diyenlere:
Yapılacak
İki çift söz,
Veya
İki çift tokat vardı.
Ama anlamadılar,
Anlayamadılar,
Anlamak istemediler;
Bu sebeple,
Biz de
En iyi bildiğimizi yapıp,
Öldürdük
Her şeyi.


