Bir gerçeğin peşine düşmek insana her zaman huzur getirir mi? Abdullah Aren Çelik’in Kimseler Beklemezken romanı tam da bu soruya cevap verilmek için yazılmış bir roman. Gazeteci Derin kararlı, mücadeleci, genç, akıllı bir kadındır. Bilinmezliğin peşine düşer. Fakat bu bilinmezlik derin bir bataklığa çeker onu. Çırpındıkça batar, yalnızlaşır, delirir. Derin hakikati öğrendikçe zihni bulanıklaşır, soruları artar, cevapları ise zaten yoktur. Hayatında inandığı değerler kişiler bir anda değişir, gerçek ve yalan iç içe geçmiştir, gerçek ve yalan zihnindeki bütün ihtimalleri bir anda çökertir. Gerçeği öğrenince rahatlayacağım, cümlesinden sonra varılan sonuç beklenmedik bir gerçekse insanın o gerçeği dair kurduğu anlam da sarsılır, şaşkınlık, boşluk, hayal kırıklığı, yas, öfke, kendini sorgulama başlar. Bütün bunlardan sonra hakikati öğrenme insanda dönüşümü başlatır, belki de hakikati öğrenmenin en güçlü tarafı bu dönüşümdür. Beklenmeyen gerçek insanın kendisine, insanlara, olaylara, dünyaya bakışını değiştirir. Çünkü bazı gerçekler öğrenildiğinde insanın içindeki hayat sona erer. Yeni hayatın ise zelzelesi başlar. Bazen yeni hayatın bu zelzelesi ise içinden sağ çıkmaya izin vermeyen bir enkaza dönüşür. Enkazdan sağ çıkmanız ise sizin yaşamla olan bağ arasında saklıdır.
*Daha kendi yaralarımı bile saramamışken bir başkasına ilaç olamam
*(Abdullah Aren Çelik/Kimseler Beklemezken)


