Ankara göçmen turnasında parlıyor
Öyle cilalı sayıklar
Kızılay adıma çarık bağlar
Gerçi ayakkabın var, sen harp usulünü bilirsin
Donarız hasretinden ayrılığı anarız
Bakakalırız karlı beyaz entarine
Efsunkar beyaz gelinliğine çarpılırız
Griliğine yakışıklıca çemkirip dururuz
Kâh sarpa sararız kâh takım takım işveler takarız
Sen ki cilveli, tumturaklı bir alaydasın
Seni kopartıp konamıyoruz perçemine
Seni sayıklayamıyoruz tekrar
Biçare gürleyip sessizken sükût ağlayışları içindesin
Tüketiyorsun barış alayını
Tantanalı Karanfil sokak gibi doyumsuzca kalabalıksın
Anmadan huzurumuz kayıp
Taklalar tersine falso veriyor
Anlayış göster, insan en noksan halleriyle parlıyor
İnsan noksan bunu bil
Kusurlar bizi var ediyor
Gerçi bunu bilmen herkesçe olağan
Memur kent mesaisine başlıyor
An hayata tırmanışa haykırışa geçiyor
Bizlere susun diyorsun
Ankara’ya en çok sükût ağlayışları yakışıyor
Ankara darılıyor sonbahara
Ona baharlar yakışıyor


