Her yerde duyuyorum sesleri:
Sanki memleketimin kuşları daha farklı ötüyor. Kuzuları daha farklı meliyor. Kurbağalar, cır cır böcekleri, yağan yağmur, esen rüzgâr…
Daha farklı ya da ben öyle hissediyorum.
Doğan güneş! ısıt beni, üşüyorum.
Hayat ver toprağa; çiçekler açsın, kuşlar ötsün, dallarımız yeşersin. Essin deli deli rüzgâr serinletsin. Sevgi yüreğimize hükmetsin…
Acımasız gerçek şu ki;
Sütten kesilmiş çocuk gibiyim. Yeni başlangıçlar heyecanlandırırken beni, hayat üzerimden geçiyor. Korkuyla karışık ürpertilerimi örtüyorum gece üstüme sonra derin bir yalnızlıktan düşüyorum.
Umut var mı bilmiyorum.
Bir başı boşluk her yanı sarmış. Renkler, mevsim geçişlerine direniyor. Caddelerde saat kavramlarının geçiş törenleri. Sanat sevenlerin içi geçmiş. Nöbetine uyanmış kirpiklerim yorgun ve durgun. Gözlerim derinlere dalmaktan vurgun. Kim verecek tüm bunların hesabını? Bilen yok.
Ey Ay! uykusuzluğumun şahidi.
Sende beni anlamadın hiçbir mevsim.
Mesaj kutum kapitalist tüketim çılgınlığının işgalinde. Posta kutumda ödenecek faturaların dışında bir şey yok. Yaşama sevinçlerimiz vergi sağanaklarının ıslahında. Varlığım sorgulanmaktan örselenmiş.
Önemli olmayanı önemsemek yordu beni…
Başım dertten kurtulmuyor
Ve sonra soru sormayı da bırakıyorum
Düzelir mi bilmem bu düzen
Bir yanım yeter diyor bir yanım diren…

