KIRMIZI MASAL
Yoktu haberin…
Gözlerin davet etti beni aşka.
Kırmızı bir masal bu, hepsinden başka…
Ruhumun dinlendiği tek yer dizlerin.
Koynunda bir yer var, orası benim evim.
Ah, ellerin…
Ellerinde gül bahçesi taşıyorsun.
Ellerinle toprağıma kök salıyorsun.
Geçiyor yıllar, geçsin, amansız.
Yanındayken zaman bile zamansız.
Buğulu nefesin…
Nefesin ıtırlı bir yaz gecesi.
Ve sesinde kayan yıldızların izi…
Çiçekli sabahlarımda ela bir nakış,
Güneşi kıskandırır o mahmur bakış.
Dudaklarında ötelerden bir gülüş,
Eyvah! Gördüğüm en mahrem düş.
Bilmem ki…
Anlarlar mı bakınca içimden geçenleri?
Görürler mi rengarenk kelebeklerimi?
Seni, inan, böylesine sevmek,
Mavi huylarda derin derin yüzmek…
Hırçın merhametin peşimi bırakmaz,
Bu sevdada akıl fikir aranmaz.
Çölümde gölgesin…
Bahçemde salkım söğütsün salınan,
Dalında sarhoş kuşlar oynaşan…
Hasretin üşütür, yokluğun yakar.
Bilirim, seninle yaşım hep bahar!
Gizli ülkemsin…
Başladı yangın evvel zaman içinde,
Düştü gökten üç elma elimize…
Ölümsüzlüğe uyandık biz bu masalla,
Duyana fısıldar binbirinci geceden sonra.

