
KENDİ YERİNİ BULMAK
Hayat her insana bir yer vadeder. Bu her insanın kişisel, azimli ve sürekli çabalarıyla kazanılan bir durumun açık göstergesidir. Herkes hayat sahnesinde kendi oyunculuğunu ve rolünü üstlenmek ve bunu ustaca ortaya koymak gibi sağlam ve sağlıklı bir duruşa sahip olmalıdır. Çünkü asıl yerini bulmanın yegane yolu; bunun bilincine varmak ve gereğini layıkıyla kendine yakışır şekilde ortaya koymakta saklıdır.
Fakat bazen bu yer bize ait değildir. Bazen ailemizin bizim için düşündüğü yerde buluruz kendimizi, bazen toplum bizi bir yerde konumlandırır, bazen de sahip olduğumuz korku ve kaygılarla şekillenir bulunduğumuz yer. Bizim için sınırları belli olan bu yerde yavaş yavaş yaşamayı öğrenerek sürdürürüz hayatımızı. En başlarda bu yerde güvende olduğumuzu düşünür, zorlanmadığımızı ve her şeyin üstesinden gelmenin kolay olduğu yanılgısına kapılırız. Her şey daha nettir ve görünmesi, anlaşılması asla zor gelmez bize. İsteklerimiz ve beklentilerimiz önemli ölçüde buna göre şekillenir.
Oysa bu güvenli yer zamanla kendimizi sıkıntıda hissettiğimiz, esiri olduğumuz bir hapishaneye dönüşüverir. Bize ait olmayan bu yerde asıl olan kendi varlığımıza ve bizim olan asıl yerimize giderek yabancılaşırız. Ne tam mutsuz sayarız kendimizi, ne de tam olarak mutlu olduğumuzu düşünebilecek kadar hoşnutluk içindeyizdir.
Bu yerin hükümranlığında asıl istediklerimize uzak, hayallerimize karşı hevessiz ve kendi kişisel değerlerimizden giderek uzaklaşırız. İstenmedik bir alışkanlığın izleğinde giderek bu şartlara uydururuz kendimizi.
Uyum sağlayabiliriz elbette bu duruma, bununla daha kolay yaşamayı öğrenebiliriz ama bu bizi asla kendi öz varlığımıza getirmez. Aksine giderek kendi varlığından kopan, ona ait olmayan rolleri sürekli sergileyen başka bir bireye dönüştürür. Gün geçtikçe bu yerin sağladığı durumların dışına çıkamayacak güçlükler içinde buluruz kendimizi. Düşünmesi bile yeterince yıpratır ve oldukça yorar bizi.
Oysa insanın asıl yeri, kendini tamamen bulduğu yerdir. Bu kimi zaman düşünürken, kimi zaman hayal ederken veya kendine ait duruşunu tam olarak gösterdiği yerdir. Ama yalnız kendisine aittir, kendi varlığından yansıyan kendi ışığıdır. Başkasının verdiği değil, yalnız kendi eseri olan bir yerdir burası…
Kendi hikayesinin yan karakteri olmamak için, asıl kendi yerini bulmanın çabası içinde olmalı ve bunu kendi başına sağlamalıdır. Bir kez durup düşündüğünde bu doğal süreç kendiliğinden istenilen sonuca doğru yol alacaktır. O zaman insanın kendi varlığı anlam kazanacak ve asıl yerinde varlık gösterecek bir pozisyona gelecektir. Bu bir anlam ve gerçeklik uğraşıdır ve insanın kendine has bir özelliktir. Hayat o zaman anlamına kavuşur ve sunduğu yerde o zaman kalıcı hale gelir kendisi için.
Bir kez aynaya baktığında gerçekten kendini görebilmektedir asıl başarı ve bu aslında herkes için kaçınılmaz bir farkındalığın başlangıcı ve sürekliliğin sağlanmasının bir ilk adımıdır. Aynada kendini göremeyen insan hayatta da asıl yerini bulamaz.
Her insan kendi hikayesinin baş oyuncusudur. İnsanın hikayesi başkasının istek ve beklentilerine göre şekillenmemeli ve buna göre devam etmemelidir.
Günün birinde insan, kendi hikayesini yeniden yazacak duruma geldiğinde; sahip olduğu farkındalıkla bu içsel cesareti ve duruşu ortaya koyacak gücü kendinde bulabilmelidir. Bu her zaman mümkündür ve insan için kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bunun bilincine ermek asıl başarıdır.
Her insan kendi cümlesinin yazarı olmak zorundadır. Kendi cümlesi olmayan insan bu hayatta asıl rolünü oynayamaz ve asıl kendi yerini bulamaz.
Bu yüzden başkasının kendisi için düşündüğü hikayeden çıkmalı, kendi hikayesini bulmalı ve yaşamalıdır insan.
Kalemi eline almanın ve kendi özgün hikayesini yazmanın vaktidir…

