• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Deneme

SÖZ VE SUSKUNLUK ARASINDA İNSAN

Erkan Eren . Erkan Eren
22 Ağustos 2026
. Deneme
0
0
SHARES
10
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

SÖZ VE SUSKUNLUK ARASINDA İNSAN

İnsan var olduğu günden beri anlatan bir varlıktır. Kendini ifade eder, anlaşılmak ve başkalarının dünyasında yer edinmek ister. Sözün varlığı bu yüzdendir. Harfeler birleşir, kelimeler yan yana gelerek anlam kazanır ve insan iç dünyasında yaşadıklarını anlatmaya başlar. Ancak bazen öyle duygular vardır ki sözle anlatılamaz ve bunun yerini zamanla suskunluk alır.

Ancak her suskunluk bazen doğru algılanmaz ve susan insanın derin bir boşlukta olduğu düşünülür. Oysa suskunluk; içerdeki duygu ve düşüncelerin, yaşanmışlıkların yoğunluğundan başka bir şey değildir. Suskunluk bir tercihtir. Susan insan söyleyecek bir şeyi olmadığından değil, aksine bunların kelimelerle ifade edilemeyeceğinin farkında olduğundan dolayı çoğu zaman susar.

Bazen bakışlarda toplanan yoğun ve güçlü anlatım söze dökülmek yerine yerini sessizliğe bırakır. Bunu sevgiyle bakan gözlerde veya yaşanan bir vedanın ardından görmek mümkündür.

Sözün varlığı insanların anlaşmasını sağlayan bir köprü vazifesini görür ve bu sayede insanlar kendi aralarında bir bağ kurarlar. İnsanlar çoğu zaman söylemek istediklerinden çok, söylenmesi gerekenleri söylerler. Ancak hiçbir kelime ve kurulan cümleler tam olarak o duyguyu ifade etmez. Duyguların yoğunluğunun yanında kelimeler kifayetsizdir.

Sevdiğine sımsıkı sarılmak, bakışlarında sevdiğini hissettirmek çoğu zaman kelimelerden daha etkilidir. Acıyı ve sevinci yaşarken bile insan, çoğunlukla sessizleşir diyebiliriz. Buradaki suskunluk, sözün yaşanılan duygunun ağırlığına karşılık gelemeyişindendir.

Söz elbette ki değerlidir, söz sayesinde insanlar duygu ve düşüncelerini paylaşır ve yalnız kalmaktan bir ölçüde kurtulurlar. Söz başlatır ve suskunluk bu derin bağı güçlendirerek anlama kavuşturur demek yerinde olur.

Hayat, genelde söylenenlerden çok söylenmeyenler üzerine inşa edilir. İnsanlar konuşurken ve anlatırken sözlere yüklerler ifade etmek istediklerini. Fakat gerçek hikayeleri genelde sözün ötesinde bir yerdedir. Çünkü gerçekten anlatılmayanlar dile getirildiğinde anlamını bir ölçüde kaybedeceği düşüncesine sahiptirler. Bu durum bir tercih olmasının yanı sıra aynı zamanda bir var oluş biçimidir.

İnsan söze başvururken bazen temkinlidir, kendini koruma güdüsüyle hareket etmesinin bir yansımasıdır bu. Oysa susarken buna gerek yoktur. Orada duygu ve düşünceler güvendedir, insanın bu derin haline müdahale edilemez.

İnsan birine kırıldığında bazen bunu söyler ama çoğu zaman söylemeyi tercih etmeyip susar bu duruma ve içine atar.  Bu kırgınlık hali yıllarca sürebilir ve bir gün bir bakışta veya bir mesafeyle gösterir kendini. Buradaki suskunluk en derin ifade ve anlatım şeklidir.

Sözler zamanla unutulabilir ancak ifade edilmeyen sözlerin ardındaki suskunluk hali içine işler ve zihninde bir yer edinir. Ve senin iç dünyanda varlığını her zaman korur, iz bırakır ve kalıcı hale gelir.

Sözler daha çok dış dünyaya yönelikken; suskunluk, iç dünyana uzandığın yolun kendisinden ibarettir. Bazen söylersin ama daha çok susarsın. Her şeyi anlatmak yerine, bütün bunları söylemeyip susmak daha özel bir durumdur.

Modern dünyamızda daha çok konuşur, anlatır ve yazıya dökeriz anlatmak istediklerimizi. Burada sözün varlığı artarken anlamın giderek azaldığını fark ederiz. Bu sahip olduğumuz duygu ve düşüncelerin derinliğini kaybetmesinin açık bir göstergesidir.

Suskunluğumuz dünyamızda giderek artan bu rahatsız edici gürültüden kurtulmak için kendimize ayırdığımız özel bir alan yaratır. Ve burada daha iyi hisseder ve daha çok kendi varlığımızın gerçek sesini duyarız.

Fakat sözden vazgeçemeyiz. Bir yerde anlatırız ve bir ölçüde başkalarıyla aramızdaki paylaşımı da sağlama gayreti içindeyizdir. Yanı sıra bazen bunu onaylanmak için yaparız. Sözün varlığımızdaki payı küçümsenemeyecek kadar bir yer tutar. Bunu da biliriz.

İnsanın söyledikleri önemlidir ve ondan bazı şeyleri anlatan bir özelliğe sahiptir. Ama gerçekte insanın söylemedikleri onu gizemli hale getirerek merak uyandırır. Suskunluk bu yüzden daha çok dikkat çekicidir.

Bazen insan anlatmak isteyip anlatamayacağını anladığında susabilir. Ya da tam tersine anlatmak istemediğinde bu kez susmayı tercih eder. Çünkü; insan, duygu ve düşüncelerini herkesle paylaşmak istemez. Bazen bunu kendi özelinde tutmayı tercih eder.

İnsan fazla konuşunca kendinden giderek uzaklaşan birine dönüşür, fazla susunca da kendi içine kapanan anlaşılmaz birine. Oysa bunun dengesini sağlamak ve korumak her iki durum içinde çok daha gerekli ve önemlidir. Bu nedenle insan, susacağı ve konuşacağı zamanı iyi bilmelidir.

Yanı sıra suskunlukta insanın saf halleri gizliyken, konuşurken kelimeler özellikle anlatılmak istenen şeye göre belirlenir. Duygular olduğu gibi aktarılmaz, eksik veya değiştirilerek anlatılır ya da önemli ölçüde gizlenir. Bu yüzden söz, suskunluğun yanında biraz daha gerçeğe uzaktır.

Her söz doğru zamanda söylenmelidir. Sözün iyileştirici gücü buradan gelir. Zamanı gelen her doğru söz, mucizevi bir etki yaratır insanın üstünde. Bu söz, yaralı bir kalbe dokunduğunda ilaç kadar etkilidir. Çünkü; bu sözün temelinde suskunluğun derin ve güçlü anlamı vardır. Bu denli işe yaramasının sebebi bu yüzdendir.

Söz, çoğunlukla başkasına yönelik bir anlatımdan ibaretken, suskunlukta insan kendi içine döner ve yaşadıklarını anlamaya çalışır. Bu sessizlikte insan kendini duyar, içindeki sese odaklanır ve kendisiyle bir yüzleşme hali yaşar. Bu an kendine en yakın olduğu andır.

İnsan bazen söze başvurarak anlatır, bazen de susarak. Hangisinin daha etkili ve daha güçlü olduğunu içindeki duygunun derinliği belirler. Ve buna göre karar verir. Ya konuşur ya da susar.

Bazen sessizliği paylaştığın insanın yanında konuşmaktan daha çok yakınlaştığınızı hisseder ve anlarsın. Bu her zaman daha mutlu hissettirir. Çünkü, orada gerçekten varsın ve daha olduğun gibisindir. Saf ve gerçek…

 Sonuç olarak; konuşmak gerektiğinde konuşmalı, susmak gerektiğinde susmayı bilmelidir insan. Bu dengeyi sağlamak olgunlaşmanın bir göstergesidir.

Söz, zamanı gelince söylenmeli,

Ve zamanı gelince suskunluk, en derin anlatımdır…

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Önceki Yazı

Yazının Çocuğu / Selcen Gezgin

Sonraki Yazı

Orta Asya

Erkan Eren

Erkan Eren

Erkan Eren, 01.01.1979 tarihinde Batman/Kozluk'ta doğdu. Dicle Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden mezun olmuştur. Lise yıllarından bu yana edebi eserleri sıklıkla okumakta ve şiir, öykü ve deneme türünde yazılar yazmayı sürdürmektedir. Kitapları: SESSİZ ÇIĞLIK YANIMDA HEP SEN EŞLEŞEN RUHLAR Derleme Edebiyat Projeleri: Edebiyat Dinletisi, Nadide Kalemler -II-, Kalbin Ritmi, Edebiyat Kırıntıları, Şiirlerin Tutkulu Büyüsü, Satırların Ardında, Altın Kalpler, Asar-ı Kalb, Edebiyatın Gölgesinde, Amoris Et Vitae Vox, Sözcüklerin Gölgesinde, Beşinci Mevsim, İçimizde Kalanlar gibi Derleme Edebiyat Projelerinde şiirleriyle yer aldı. ANTOLOJİ: Kalem Dostları, Altın Plak, Fütursuz Şiirler Kibele Şiir Antolojisi, Öykü Yarışması Antolojisi gibi antolojilerde şiirleriyle yer aldı. Şiirleri : Daima Edebiyat Dergisi, Pratfall Dergi, Pandabiyat Nostalji Aylık Dijital Edebiyat Gazetesi, Yeni Yazar Dergisi, Hararet Dergi, KİBELE Kültür Sanat Dergisi, Varyasyon Kalemler Dergisi gibi çeşitli dergilerde şiirleri yayımlandı. Öyküleri: Varlık Dergisi, Güfte Edebiyat ve İshak Edebiyat gibi edebiyat dergilerinde öyküleri yayımlandı. Denemeleri: MASKELER, Edebiyat Yolculuğu-2, DUYGU ANOMALİSİ ve GEÇMİŞ gibi Derleme Edebiyat Projelerinde denemeleriyle yer aldı. Ayrıca Boyalı Kelimeler, Gri Kalemler, Varyasyon Kalemler Dergisi, Fısıldayan Kalemler Dergisi, KİBELE Kültür Sanat Dergisi’nde denemeleri yayımlandı. Ödüller: 2026 Varyasyon Kalemler: “Yıldızlı Şiir Kitapları” yarışmasında 1’incilik. 2026 ALTIN SANAT TREND ÖDÜLLERİ: “Altın Kalem Sanat Ödülü.” Ayna Yazarlık ve Editörlük Danışmanlığı: “YILIN ŞAİRİ” Madalyonu. Kibele Kültür Sanat Dergisi: “Geceye Bir Şiir Bırak ” Yarışmasında Mansiyon Ödülü. Kibele Kültür Sanat Dergisi: Deneme Dalında “AYIN YAZARI.” INSTAGRAM: erkaneren_72 E-POSTA: erkaneren0012@gmail.com

Sonraki Yazı

Orta Asya

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ekim 2026
  • Eylül 2026
  • Ağustos 2026
  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Terk Edilen Sevda / Ferhat Arıkan
  • Sihirbazın Son Gösterisi.
  • İnsan, Deniz, Okyanus
  • Ayakkabı / Mehmet Özkendirci
  • Özürler ve Keşkeler / Burak Kamrak

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

imunify-bot-check
KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.