Mientras no haya sol
Que ilumine el cielo
Sólo las estrellas
En el firmamento
Balkona çıkıp bir sigara yakıyorum. Dumanını pencereden dışarı üflerken gözüm karşı binanın giriş kapısında oturan genç çifte takılıyor. Bir, iki üç, dört, beş… Evet, beşinci basamakta oturuyorlar. Yirmili yaşlarının başlarındalar ama yüzleri pek çok acı çekmiş yaşlılar gibi mutsuz görünüyor. Esmer delikanlının uzun boylu olduğu oturmasına rağmen net şekilde anlaşılıyor. Yanında siyah kılıf içinde bir gitar dikili duruyor. Belli ki müzisyen, yüksek ihtimal bir barda çalıp söylüyor. Kız, narin yapılı kumral güzeli. Ama gel gör ki ahu gözleri ağlamaktan kıpkırmızı, şişmiş. Yüzünü delikanlıya dönmüş, delikanlının umuru değil. Gözlerini yere dikmiş, hep aynı noktaya bakıyor delikanlı… Kız, bana bak, konuşalım der gibi ona bakıyor. Aralarında çözemedikleri bir sorun var, belli. Kumral güzeli belki de ayrılmak istediğini söyledi esmer delikanlıya… Ya da ailecek bu şehirden taşınacaklarını… Ya da onu kırdığı için ondan af dilemek istiyor. Kız yalvarırcasına delikanlının ona bakmasını bekliyor, ikisinin de dudaklarında bir kıpırtı yok, öylece sessiz oturuyorlar. Kız, affet beni, der gibi bakmaya devam ediyor.
Esta pena mía
Corazoncillo loco
Que mata mi alma
Tan poquito a poco
Y me quita el sueño
Nunca me ha dolido tanto
Este sufrimiento que me está matando
Bir adam, renk renk temizlik malzemelerini ve bezlerini doldurduğu temizlik kovasını koluna geçirmiş, arabasının yanına gidiyor. Ellerini ceplerine sokup arabanın anahtarını arıyor. Unuttuğunu fark ederek evinin ziline basıyor. Pencereden kafasını uzatan karısına, “Arabanın anahtarını atsana.” diyor. Anahtarını alan adam işe koyuluyor. Arabanın bagajından çıkarttığı pet şişedeki suyu kovanın içine dolduruyor. Önce lacivert bezle arabanının üzerindeki tozların kabasını alıyor, sonra arada fıslattığı temizlik malzemelerinin üstünden turuncu bezle geçiyor. Adam arabanın üzerinde tek bir toz bırakmamacasına, bir sanat eserini temizliyormuşçasına itinayla siliyor arabasını. Karısı kollarını birleştirmiş, pencereden kocasını izliyor. Bir süre sonra pencereyi kapatıp perdeyi hızla çekiyor.
Culpa mía, las llamadas sin respuesta
mía, nuestra puerta demasiado abierta
Yo te he entregado mi alma sin pensarlo
Culpa mía, es el dolor que estoy pasando
Başka bir adam, elinde küçük alışveriş poşetiyle yolda ilerlerken bir tanıdığına rastlıyor. Hâl hatır sorup ayak üstü iki lafın belini kırıyorlar. Adam hayat pahalılığından dert yanıyor diğerine. “Şuncacık şeye bir ton para verdim, bu ne pahalılık yahu!” derken elindeki poşeti havaya kaldırıp sallıyor. “Allahtan bizim şu EYT işi oldu da bir açığımızı kapatıyoruz başkan.” diyor diğer adam. “Bizde kapatacak delik biter mi hiç, her gün yenisi açılır.” diye karşılık veriyor adam. Ayaküstü sohbeti bitiren iki adam ellerini havaya kaldırıp başlarını sağa sola sallayarak farklı yönlerde gözden kayboluyor.
La primera luna de la primera noche
Bailamos sin parar por culpa mía
Alguna sonrisa, casi todas las canciones
Y la tarde junto al mar fue culpa mía
Bir kadın, adımlarını sürüye sürüye yürüyor. Yorgun olduğu her halinden belli. Biri altı, diğeri sekiz yaşlarında iki çocuğun ellerinden tutuyor. Sırtında hem kendi hem de çocukların çantası yükünü katlamış. Çocuklardan biri okulda arkadaşlarıyla kavga ettiğini anlatıyor, diğeri günlerdir istediği oyuncağı almasını istiyor annesinden. Kadın eve gidince ne yemek pişireceğini düşünüyor kuşkusuz. Çocuklar annelerinin kolunu çekiştirerek abur cubur istemeye başlıyorlar. Kadın, işte yeterince yorulduğunu, onu çekiştirmeyi bırakıp biraz sessiz olurlarsa markete uğrayacaklarını, eğer böyle devam ederlerse abur cuburu unutmalarını söylüyor. Çocuklarla anlaşmayı sağlayan kadın derin bir oh çekerek, “Çocuk da yaparım kariyer de!” sloganını göğüsleyen yorgun bir maraton koşucusu gibi iki çocuğuyla aheste aheste marketin yolunu tutuyor.
Culpa mía los recuerdos que nos quedan
Culpa mía cuando te espere despierta
Yo te he entregado mi alma sin pensarlo
Culpa mía es el dolor que estoy pasando
Kumral kız başını iki elinin arasına almış yere bakıyor. Esmer delikanlı hâlâ kızın yüzüne bakmıyor. Bir hışımla gitarını sırtına asıyor delikanlı ve kendini sokağa atıyor. Kız delikanlının peşinden koşuyor, sigara kül tablasını boyluyor, Buika susuyor.


