Babalar Günü yakın. Evin her zaman en ağır yükünü çekenlerdendir. Hiçbir zaman da hislerini ailesine belli edemez. E, ne de olsa “erkek adam ağlamaz” telkinleriyle büyümüştür. Dertleri, sorunları her daim aile efradından sonra gelir. Aile içerisinde ilk tepkiyi çeken, evin negatif enerjisinin üzerinde eritildiği, faturası her krizde ilk ona kesilen o sarsılmaz kale gibidir. Yine de ev içerisinde her türlü sorun onunla çözülür. Özellikle ekonomik sorun dendiğinde tek dayanaktır. Annenin, çocukların “para!” diye el açtığı, o elin boş dönmemesi için her ne pahasına olursa olsun kesinlikle geri çevrilmemesi gereken o zor cevabı verendir. Yoksa da bulur, buluşturur; evi, eşi ve çocukları için gereken ekmeği, harçlığı, o dünya malını bir şekilde temin eder. Evin bankasıdır.
Evde para istendiğinde, “kapı arkasındaki pantolonu getir” cevabı çok evde duyulmuştur. Prensip sahibi bir baba genelde “git pantolonun cebinden al” demez. O, kapı arkasındaki pantolonu ister; itina ile cebinden cüzdanını çıkarır, parayı kendi eliyle ihtiyacı olan aile ferdine verir. Çünkü bilir ki o cüzdandan çıkan sadece kâğıt parçaları değil, helalinden harcanmış bir ömrün ve dökülen alın terinin ta kendisidir. Bazen de “git pantolonun cebinden al” denir. Belki kendi ihtiyacı için bir kenarda birikmiş bir meblağı varsa da ihtiyaç olduğunda öncelik ev halkındadır.
Ve o babaların üzerindeki kıyafetler genelde hep eskidir. O ise “olsun, ben böyle rahatım” der. Oysa içten içe ister; vitrinde duran yepyeni bir gömleği sırtına geçirmeyi, bayram sabahına yaraşır temiz bir ayakkabı giymeyi o da arzular. Lakin evlatların geleceği, mutfağın eksiği ve yuvanın huzuru, kalbindeki o gizli heveslerin önüne her zaman bir set gibi çekilir. Tabii bu anlattığım örnekler iyi babalar için geçerlidir. Her evin babasının ailesiyle huzurlu olması dileğiyle…



